Misis antik kenti, tarihi İpek Yolu üzerinde kuruldu. Ceyhan Irmağı kenarındaki kentin kurucusu olarak Truva kahramanlarından Mopsos gösterildi. 9000 yıllık geçmişe sahip olan tarihi yerleşim; Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yaptı. Neolotik çağdan Kalkolitik döneme kadar pek çok kalıntının bulunduğu Misis, entelektüel birikimiyle de dikkat çekti. Uzmanların yazarlar, şairler şehri olarak tanımladığı kent, aynı zamanda bölgenin sağlık merkeziydi.
Yetiştirdiği doktorları civar yerleşimlere gönderen Misis'in en tanınmış hekimi ise Lokman'dı. Lokman Hekim, bitkilerle konuşur, hangisinin neye şifa olduğunu bilirdi. Namı öyle yayılmıştı ki ölümsüzlük iksirini bulduğu bile söylendi. Anlatılara göre her hastalığa çare bulan hekimin oğlu dermansız bir maraza yakalanmıştı. Çaresizlik içinde Tanrıya yalvaran Lokman'a oğlunun hastalığını iyi edecek bir iksir sunuldu. Ancak bu iksir, hastayı iyi eder, iyi olanı da ölümsüz kılardı. Oğluna iksirden içeren Lokman Hekim, mucize karşısında şaşkın bir şekilde Ceyhun kıyısına geldi. Elindeki derman aynı zamanda büyük bir felakete sebep olabilirdi. Düşüncelere dalmışken köprüye baktı. Şişeyi koltuğunun altına koyup karşıya geçmeye karar verdi. Dalgın dalgın ilerlerken köprünün ortasında şişe suya düştü. Lokman Hekim, bir daha o iksiri hatırlayamadı.
Anlatıdaki köprü, Misis'i "Ölümsüzlük Şehri"olarak tescilledi. Tarihi kenti koruma çalışmalarına verilen isim, yürütülen çalışmalar başka bir efsaneyle birlikte hayat, yokoluş ve yeniden doğuşa ışık tuttu.Kazılarda bulunan ve M.S. 4. yüzyıla ait olduğu düşünülen bazilikanın mozaik taban döşemelerinde, Nuh Tufanı'na ait tasvirler bulundu. Nuh peygamberin gemisine aldığı hayvanları gösteren mozaik, Misis'i bir kez daha efsaneden gerçeğe, ölümden hayata taşıdı.
(insanvesanat.com)