yayın yönetmeni ’nun ’nin tepesinden çektirdiği, dünden beri hararetle tartışılıyor. Bazıları için, içeriği ne olsun tartışma yaratmak, iyi gazetecilik demek. Ben öyle düşünmüyorum.
Enis Bey’in “dağda kahve molası” fotoğrafını ve “Şemdinli izlenimleri”ni pek çok açıdan sorunlu. İşte nedenleri:
1-“Oh be oralar hala bizimmiş” diyebilmek için böyle bir fotoğrafı kurgulama zorunluluğunu hissetmek, biraz tuhaf değil mi? Sanki Şemdinli’de yok, her şey güllük gülistanlık, ölmüyor, bazı alanlar sivillere yasak değil...
2-Fotoğrafta toplam üç adet plastik çiçek başrolde. Kurguyu özenle hazırladıklarını yazmış Berberoğlu. Ancak adı üstüne kurgu, yani gerçekten uzak. Tıpkı plastik çiçekler gibi...
3-Dizine dayadığı fotoğraf makinesi ve masanın üzerindeki ’le Enis Bey, bir gazeteciden çok her gördüğü “manzara”da durup fotoğrafı çektiren gençleri (veya ’ü) andırıyor...
4-Hürriyet’in yayın yönetmeni, Derecik ve Umurlu’ya gitmek için izin alamadığını ve buna bozulduğunu, kızdığını yazıyor. Neyse ki “Şemdinli’ye muhteşem veda” için bir tepe bulabiliyorlar... Bu kare de bize “bu işin bitmediğini ”nin kanıtı olarak sunuluyor!

DİLLERİ Mİ YOK?
5- Enis Bey, gerçekten de yazdığı gibi “Şemdinli’de tek başına”. Tahminen 24 kalınan Şemdinli’den yazılan izlenimlerde bir esnaf hariç, halk yok... Berberoğlu esnafın sitem ettiğini söylemiş, ama ne dediğini yazmamış . Özel harekatçı, Kaymakam ve Emniyet Müdürü’nün beyanları ise yazının yarısını oluşturuyor.
6-Bir de “olağan süpheliler” pozu verdirilen gençler var. Şemdinli- yolunda trafik kazası geçiren araca yardım eden gençlerin dili yok sanırım, çünkü ne dediklerini öğrenemiyoruz. Kaldı ki bu insanlara “olağan şüpheliler” pozu verdirmek niye?
7-Kobra zırhlı aracına üç kare yer verilmiş. Enis Bey içtenlikle, “bugünlere şükür demiyorum” deyip 90’lı yıllarda daha kötüsünü gördüğünü söylüyor. Ancak plastik çiçekli manzara haricinde bu fotoğraflardan anladığımız, Şemdinli’de hiç de Pollyanna’lık bir durumun olmadığı...

SABAHA KADAR TOP SESİ
8-Dağda kahve pozunun altında, akşam saat 7’de sokakların boşaldığını, top ve havan sesinin sabaha kadar sürdüğü belirtiliyor. Sizi bilmem ama ben, durum buyken kahvemi mutlulukla ve iç rahatlığıyla falan yudumlayamıyorum!
9-Hürriyet, ’ya cevap vermeye çalışırken maalesef kendi de “şov yapma” hatasına düşmüş. Tepeden Şemdinli’ye bakıp kahve içerek, fotoğrafta bir okla Şemdinli’yi göstererek “orada” ne olduğunu anlayamayız, sorunları çözemeyiz. Yıllardır yaptığımız hata tam da bu değil mi?