Uydumarket Banner  

4 sayfadan, 1. sayfa 1234 SonSon
Gösterilen Mesajlar: 79 mesajdan 1 ile 20 arası

Konu: Günlük Haberler ( 15 ARALIK )

  1. #1
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Günlük Haberler ( 15 ARALIK )



    Sinemada dehşet saatleri



    İSTANBUL (İHA) - Büyü filminin galasının yapıldığı, Dolmabahçe'de bulunan G-Mall Kültür, Sanat ve Alışveriş Merkezi'ndeki Cinebonus Sineması'nda dün akşam yangın çıktı. İtfaiyenin bir saati aşkın çabaları sonucu söndürülen yangında, aralarında ünlü sanatçıların da bulunduğu yaklaşık 135 kişi salonu saran dumandan etkilenerek hastaneye kaldırıldı.


    Dolmabahçe Kadırgalar Caddesi üzerinde bulunan 7 katlı G-Mall Kültür, Sanat ve Alışveriş Merkezi'nin 3. katındaki Cinebonus Sineması'nın salon kısmında, saat 21.15 sıralarında yangın çıktı. Bir korku filmi olan "Büyü"nün konusuna ve havasına uygun olması için strafordan yapılan ve mumlarla donatılan korku tünelindeki bir mumu, alkollü bir izleyicinin devirmesi sonucu çıktığı iddia edilen yangında, sinema salonu bir anda dumanla doldu.


    Fatih, Beşiktaş, Beyoğlu ve Şişli itfaiyelerine bağlı ekipler, kısa sürede olay yerine ulaşarak söndürme çalışmalarına başladı. Salonda bulunan ve aralarında çok sayıda ünlü sanatçı, film eleştirmeni ve gazetecinin bulunduğu davetliler, kendilerini panik içinde dışarı attı.


    Olay yerine çok sayıda ambulans sevkedilirken, salonu saran dumandan etkilenen ve aralarında Azra Akın, Tuba Ünsal, Ajda Pekkan, İpek Tuzcuoğlu, Erkan Can, Levent Kazak, Özgü Namal ve Osman Yağmurdereli'nin de bulunduğu 135 kişi ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Dumandan etkilenen 135 kişiden 30'u Alman Hastanesi, 18'i Özel Amerikan Hastanesi, 36'sı Şişli Eftal, 6'sı Haseki Hastanesi, 35 kişi de Taksim İlk Yardım Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Hastaneye kaldırılanlardan 5'inin durumunun ağır olduğu ve Şişli Etfal Hastanesi ile Amerikan Hastanesi'nde tedavi gördükleri öğrenildi. Bu arada Taksim İlkyardım Hastanesi'nde ilk tedavisi yapılan Yapımcı Osman Yağmurdereli, Florance Nightingale Hastanesi'ne sevkedildi. Yağmurdereli'nin durumunun iyi olduğu belirtildi.


    Hastanelerin acil servisleri, yangının meydana geldiği sinemadan gelen yaralılarla doldu taştı. Yaralı yakınları da hastanelere akın edince acil servislerde izdiham yaşandı. Bu arada, Taksim İlkyardım Hastanesi'ndeki hasta yakınlarıyla basın mensupları arasında kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Basın mensuplarına saldıran hasta yakınlarından 2'si polis tarafından gözaltına alındı.


    Yangın, saat 23.00 sıralarında tamamen söndürüldü. Olay yeri Çevik Kuvvet ekipleri tarafından güvenlik çemberine alınırken, polis ekipleri içerde inceleme başlattı.


    Yangının ardından olay yerine gelen ve yetkililerden bilgi alan İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, sabotaj iddialarını yalanladı. Cerrah, "Olay yerinde inceleme yapan uzmanlar ve teknik ekibin verdiği bilgiye göre, yangının, dekoratif parçaların mum tarafından tutuşturulmasından çıktığı kesin. Olayın tedbirsizlikten kaynaklanıp kaynaklanmadığı daha sonra belli olacak" dedi.


    Yangın sırasında sinema salonunda bulunan ve yangının çıkışını gördüğünü söyleyen gazeteci ve film eleştirmeni Yüksel Aytuğ, "Korku tünelinden geçen alkollü bir izleyici, mumu düşürdü. Yangın bundan sonra başladı. Bu arada sinema solunu dumanla dolmuştu. Hemen kapıya koştuk. Ancak kapı kapalıydı ve görevlisi yoktu. Yakınlarımıza telefon açıp yardım istedik" dedi.


    Yangının meydana geldiği sinemada 2 yangın merdiveni olduğu ve içerde bulunanların, bu merdivenlerden tahliye edildikleri belirtildi. Yetkililer, "Eğer herkes ön kapıya saldırsaydı ölümler olabilirdi" açıklamasını yaptı.


    Yangın nedeniyle, Kadırgalar Caddesi ve Maçka kavşağı trafiğe kapatıldı.



  2. #2
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Sivas'ta artçı deprem

    Sivas'ın Yıldızeli İlçesi yakınlarında meydana gelen 4.1 büyüklüğünde depremin ardından 3.2 şiddetinde artçı bir deprem meydana geldi.

    Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden alınan bilgiye göre, Sivas'ın Yıldızeli İlçesi yakınlarında, saat 00.24 sıralarında aletsel büyüklüğü 4.1 olan deprem meydan geldi. ilk depremin ardından saat 00.49 sıralarında 3.2 şiddetinde bir de artçı deprem yaşandı.

    Sivas'tan da hissedilen depremler nedeni ile bir çok vatandaş kendilerini evlerinden dışarı attı. Depremi yaşayan bir taksici, olayın olduğu an uyuduğunu ve arkadaşının kendisini uyandırdığını belirtirken, başka bir taksici ise "Barakada oturuyordum. Demliğin oynadığını hissettim. Sonra arkadaşımı kaldırıp dışarı çıktık. Deprem yaklaşık 5 saniye sürdü" dedi.

    Öte yandan, bir açıklama yapan Yıldızeli Kaymakamı Mehmet Fatih Geyim, yaşanan 2 depremde mal ve can kaybının olmadığını açıkladı.


    --------------------------

    Sivas'ta 4.1 şiddetinde deprem


    İSTANBUL (İHA)- Sivas'ın Yıldızeli İlçesi yakınlarında orta büyüklükte bir deprem meydana geldi.


    Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Sivas'ın Yıldızeli İlçesi yakınlarında, saat 00.24 sıralarında meydana gelen depremin aletsel büyüklüğünün 4.1 olduğunu açıkladı. Yerin yaklaşık 5 kilometre altında meydana gelen depremin bağımsız bir deprem olduğu belirtildi.


    Depremde can kaybının olmadığı öğrenildi.
    Düzenleyen FoRTuNe : 15-12-2004 at 08:47

  3. #3
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Naylon faturaya dikkat!

    Ankara'da mal ve hizmet karşılığı olmaksızın komisyon karşılığında piyasaya naylon fatura süren kişilere yönelik düzenlenen 2 ayrı operasyonda 3 kişi gözaltına alındı. Yapılan operasyonlarda 1 trilyon 378 milyar lira değerinde naylon fatura ele geçirildi.

    Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü Mali Büro Amirliği ekiplerinin yaptıkları bir çalışmada, Ulus Rüzgarlı Sokak'ta bulunun bir iş merkezinde piyasaya komisyon karşılığında naylon fatura sürüldüğü tespit edildi. Yapılan tespitlerin ardından düzenlenen operasyonda, Ekrem Y. isimli bir kişi ele geçirildi. Zanlının ev ve işyerinde yapılan aramada 568 milyar lira tutarındaki naylon fatura koçanı bulundu.

    Çankaya İlçesi Esat Başçavuş Sokak'ta düzenlenen bir başka operasyonda ise, piyasaya mal ve hizmet karşılığı olmaksızın komisyon karşılığı fatura sürdükleri tespit edilen Ramazan S. ve Alim B. gözaltına alındı. Zanlılarla birlikte 760 milyar lira değerinde naylon fatura koçanı ele geçirildi.

    Her 2 olayla ilgili soruşturma sürüyor.

  4. #4
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Türk mühendis kaçırıldı

    KABİL (İHA) - Afganistan'ın doğusundaki Kunar Eyaleti'nde bugün bir Türk mühendis kimliği belirsiz kişilerce kaçırıldı.


    Afganistan İçişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Birimi Başkanı Abdülcelil Cunbuş, Muhammed Eyüp adlı Türk mühendisin, Spincumat bölgesinde 1224 Herat plakalı bir taksiyle seyir halindeyken araç şoförü ve tercümanı ile birlikte kaçırıldığını açıkladı. Kaçırılan mühendisin Seren İnşaat'ta çalıştığı belirtildi.


    Türk mühendisin bulunması için çalışmalarını sürdüren Afgan makamları bölgede geniş çaplı aramalara başladı. Bu amaçla yaklaşık 200 Afgan polisin bölgedeki yollarda denetimler yaptığı belirtildi.

  5. #5
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Erzincan'da trafik kazası: 3 ölü

    ERZİNCAN (İHA) - Erzincan'da bir yolcu otobüsünün Karasu Nehri'ne uçması sonucu 3 kişi öldü, 10 kişi yaralandı.


    Edinilen bilgiye göre kaza, Erzincan-Erzurum Karayolu'nun 45. kilometresinde saat 17.30 sıralarında meydana geldi. Mevlüt Mutafoğlu yönetimindeki Palandöken firmasına ait 24 FA 734 plakalı yolcu otobüsü, buzlu yolda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kayarak Karasu Köprüsü'nden Karasu Nehri'ne uçtu. Kazada, Recep Karapınar ve kimliği tespit edilemeyen 2 kadın hayatını kaybetti. Yaralılar şoför Mevlüt Mutafoğlu ve otobüste bulunan Murat Adıgüzel, Fikri Güçlü, Zekiye Keleş, Ali Çöl, Zühal Çılgın, Halil Mutafoğlu, Erdal Delibaş, Burhanettin Çelik ve Murat Çılgın, ambulanslarla Erzincan Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralılardan kaza sırasında kolu kopan Fikri Güçlü Trabzon'a sevk edildi. Kazada hayatını kaybede 3 kişinin cesedi, Erzincan Sivil Savunma Birliği, Erzincan Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi, jandarmalar ve polislerin yardımıyla ön kısmı nehir suları içinde bulunan otobüsten güçlükle çıkarıldı.


    Bu arada, kaza yerine yardıma giden bir jandarma aracı da buzlu yolda kayarak devrildi. Kazada yaralanan jandarma erler Kasım Baran ve Hakim Ersoy Erzincan Askeri Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

  6. #6
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Fethullah Gülen'den intihal uyarısı

    Fethullah Gülen'in “Buhranlar Anaforunda İnsan” adlı eserinde kaynak belirtmeden alıntı yapıldığı iddialarına kitabın yayıncısı Nil Yayınevi cevap verdi.



    Nil Yayınevi: Gülen, kaynak belirtmişti hata bizim

    Yapılan yazılı açıklamada, söz konusu kitabın orijinal nüshasında alıntı yapılan kaynağın yer aldığı; ancak Gülen'in el yazısı temize geçirilirken kaynak belirten ifadenin hata sonucu atlandığı ifade edildi. Gülen'in, Sızıntı dergisinde yayımladığı yazılardan derlenen kitabı “Çağ ve Nesil'' serisinin ikincisi olarak 1986'da yayınlanmıştı.

    Bu kitapta yer alan "Aydınlık Kapıya Doğru" makalesindeki bazı cümlelerin Şemsettin Günaltay'ın Zulmetten Nura isimli eserinden alıntı yapıldığı halde kaynak gösterilmediği ileri sürülüyordu. Hürriyet Gazetesi'nden Murat Bardakçı da iddiaları köşesinde gündeme getirmişti. Açıklamada çıkan haberlerden üzüntü duyan Gülen, bunun kendi üslubu olmadığını ifade ederek konunun arşiv çalışmasıyla aydınlığa kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

    Yayınevi yaptığı çalışmada ulaştığı sonuçları şu şekilde açıkladı: Fethullah Gülen söz konusu ****basların başında "ifadenin Günaltaycasıyla" demiş, ardından günlerdir kamuoyunu meşgul eden paragrafların rahat anlaşılması için üslupta yaptığı tasarruflarla yazısına almıştır. Fakat tebyiz (orijinal nüshasından temize çekme) esnasında müstensih tarafından "ifadenin Günaltaycasıyla" kısmı hataen atlanmıştır.

    Nil Yayınevi'nin açıklamasında aynı seride yayınlanan Gülen'in diğer eserlerindeki ****baslardan örnekler de verildi: 1- Kalbin Zümrüt Tepeleri ama, önce, Şehristânî'nin "el-Milel ve'n-Nihal'i, Gazâlî'nin "Tehâfütü'l Felâsife"si, Mustafa Sabri Bey'in "Mevkıfu'l-Akli ve'l-İlmi ve'l-Alem"i. Günaltay'ın "Felsefe-i Ûlâ"sı, Ali Arslan Bey'in "El-Ba's ve'l-Hulud"u çerçevesinde, tasavvuftaki ruh telâkkisine giriş niteliğinde, aklın gri yamaçlarında küçük bir gezintinin yararlı olacağını düşündüm." (Ruh ve Ötesi, Sızıntı, Kasım 2002, Yıl 24, Sayı, 286) 2- Potansiyel değerlerini inkişaf ettirip bu zirvelere ulaşan insan için denecek bir şey varsa, o da ifadenin Akifçesiyle şöyle olmalıdır: "Onun mâhiyeti hattâ meleklerden de ulvîdir/Avalim onda pinhandır, cihanlar onda matvîdir." (Işığın Göründüğü Ufuk, s. 33) 3- "Evet her şey, Akifçe ifadesiyle: Allah'a dayanıp, sa'ye sarılıp, hikmete ram olmaktan geçmektedir." (Örnekleri Kendinden Bir Hareket, s. 83)

    Açıklamanın sonunda, "Muhterem Fethullah Gülen ve kamuoyundan özür dileriz." cümlesi yer aldı.

    Kaynak: Zaman Gazetesi

  7. #7
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Altaylı'dan, Aziz Yıldırım'a eleştiri

    Fatih Altaylı, Aziz Yıldırım'ı bu yazısında ağır şekilde eleştiriyor. Altaylı, Yıldırım'ın suçlu aramaya çalıştığını, futbol terörünü zemin hazırlamakla ilgili bir takım el



    Hürriyet Gazetesi yazarı Fatih Altaylı, derbinin zamanı geçmesenine rağmen bugünkü "O okul seni aşar Aziz Yıldırım" yazısında Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırımdan söz etti. Altaylı, Yıldırım'a birçok eleştiri yöneltiyor:

    TAKIMININ kaybettiği her derbi maçtan sonra gündemi değiştirmek için olmadık işler yapan Aziz Yıldırım, bu kez de aynı yolu tuttu.

    Daha da ötesine geçerek tehditler savurmaya, kendi evlerinde yapacakları maçta çıkacak olaylardan sorumlu olmayacaklarına dair mesajlar verip, futbol terörüne zemin hazırlamaya da başladı.

    Federasyon ne yapacak bilmiyorum. Aziz Yıldırım’ın seçimlerde verdiği desteğin altında ezilecekler mi, yoksa gereğini yapacaklar mı merak ediyorum.

    Aziz Yıldırım’ın, ‘********, terörist, satılmışâ€™ diye nitelediği ama nedense bu yakıştırmalara hiç sesini çıkarmayan spor medyası ise ‘suskun’.

    Ben konunun bu tarafına girmeyeceğim.

    Benim derdim başka. Fenerbahçe’nin başkanı Yıldırım, tribünlerden kendisine edildiğini iddia ettiği küfürlerden ötürü Mektebi Sultani’yi, yani Galatasaray Lisesi’ni suçluyor.

    İşte bu nokta Aziz Yıldırım’ı aşar. Hangi okulu bitirdiğini, hatta bir okul bitirip bitirmediğini bilmiyorum.

    Ama kim olursan ol, bu ülkenin 140 yıla yakın zamandır kültür öncülüğünü yapmış bir okula dil uzatamazsın. Bu ülkeye sanatçılar, başbakanlar, bakanlar yetiştirmiş, bu ülkenin kurumlarının temelinde harcı olan insanları eğitmiş bir okula hakaret edemezsin.

    Hasbelkader başında bulunduğun kulübün kuruluşunda bile o okuldan insanların emeği var.
    Bu kurumu, Türk futbolunu getirdiğin düzeye çekmeye çalışma.

    Ve dün de dediğim gibi, Türkiye’nin bütün statlarında sana sövülüyor. Sen önce bunun nedenini düşün. Ali Şen’e bile sempatiyle yaklaşabilen tribünler, neden senden bu kadar nefret ediyor, bunu bir çöz.
    HÜRRİYETİM

  8. #8
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Ülkü Ocağına bomba

    İSTANBUL (İHA) - Maltepe'de bulunan Ülkü Ocakları Küçükyalı Şubesi'ne konulan bomba büyük bir gürültüyle patladı. Patlamada ilk belirlemelere göre can kaybı olmazken, geniş çaplı maddi hasar meydana geldi. Patlamanın ardından, olay yerine gelerek saldırıyı protesto eden Ülkücüler'le polis arasında kısa süreli bir gerginlik yaşandı.


    Edinilen bilgilere göre, Küçükyalı Bağdat Caddesi Yusuf Çavuş Sokak 2 numara 2. katta bulunan Ülkü Ocakları Küçükyalı Şubesi'nde, saat 20.00 sıralarında patlama meydana geldi. Patlamanın, Ülkü Ocağı'na dışarıdan atılan ses bombasının neden olduğu belirtildi. Patlamanın şiddetinden, çevrede bulunan binaların camları kırıldı.
    Patlamanın meydana geldiği binada geniş çapta maddi hasar meydana geldi.


    Olay yerine gelen 50 kadar Ülkücü, saldırıyı sloganlarla protesto etti. Olay yerine girmek isteyen Ülkücüler'le kendilerine engel olmak isteyen polis arasında, kısa süreli bir gerginlik yaşandı.


    Polis ekipleri, olayın ardından inceleme başlattı.

  9. #9
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Almanya'da ceza alan Türk gazete

    Ertuğrul Özkök, Avrupa'da bir Türk gazetesinin dağıtımının durdurulmasına neden karar verildiği ve o gazetenin hangi gazete olduğunu bu yazısında şöyle açıklıyor.....



    Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni ve yazarı Ertuğrul Özkök, "El Ezher bile sessiz kalıyorsa" adlı yazısında Alman Hükümeti tarafından ceza verilen hangi Türk gazeteden bahsediyor ve gazetenin neden bunları yaşadığını ifade ediyor. İşte, Özkök'ün yazısı:


    ALMAN gazete dağıtım şirketi ‘Saarbach’ yöneticileri 10 Aralık gecesi Alman mahkemesinden bir yazı aldılar.

    Yazı, bir Türk gazetesinin dağıtımının durdurulması ile ilgiliydi.

    ‘Vakit’ gazetesinin dağıtımına ihtiyati tedbir konmuştu.

    250 BİN İNCİL

    O saatte gazete basılıp kamyonlara yüklendiği için, bu tebligat o gece yapılamadı.

    Ancak onu izleyen 4 gün boyunca ‘Vakit’ gazetesi Almanya’da yayınlanmadı.

    Yöneticileri gazetenin yarından itibaren yeniden yayınlanacağını söylüyorlar.

    Alman mahkemesinin yayını durdurma nedeni ise, gazetenin bir yazarının kullandığı ifade.

    Yazar, Yahudi soykırımının siyonistlerin uydurması olduğunu yazmış.

    Kristina Köhler isimli 27 yaşında Hıristiyan Demokrat Partili bir kadın milletvekili bunu Meclis’e getirmiş.

    Avrupa’nın en çok satan gazetesi Bild’in Genel Yayın Yönetmeni Kai Diekmann, geçen cumartesi günü İstanbul’daydı.

    Bild, 23 Kasım günü promosyon olarak okuyucularına ‘İncil’ dağıtmış.

    Çok güzel káğıda basılı, ciltli, büyük bir kitap olmuş.

    Üzerine de iyi bir fiyat koymuşlar.

    Diekmann’a kaç adet sattıklarını sordum.

    Bir günde 250 bin İncil satmışlar.

    KÖKLERE DÖNÜŞ

    Bu iki olay, ilk bakışta birbirinden çok bağımsız gibi duruyor.

    Ama pek öyle de değil.

    Avrupa, farklı bir yere gidiyor. ‘Yahudi-Hıristiyan’ kökler, bundan üç beş yıl öncesine göre daha da kuvvetleniyor.

    ‘Felluce’ olaylarına karşı tepkisizliğin temelinde de bu yeni eğilimler var.

    İşte bu ortamda, tarafsızlığını koruyan bir Türkiye’nin önemi çok daha belirginleşiyor.

    Durum böyleyken, Türkiye’de bazı kişiler tam aksi istikametin seçilmesini tavsiye ediyorlar.

    Mesela ‘onurlu efelenmeden’ söz ediyorlar.

    Türkiye’yi, İsrail ve Amerika’ya karşı ‘mücadelede’ ön saflarda görmek istediklerini yazıyorlar.

    Hatta, bu tutumun ‘Tayyip Erdoğan’ı Arap dünyasının lideri’ yapacağını bile söyleyebiliyorlar.

    Anlayacağınız Türkiye’ye, ‘Araplardan daha çok Arapçı’ bir siyaset öneriyorlar.

    Arap dünyasındaki liderlik eksikliğini Erdoğan’ın doldurmasını bekliyorlar.

    SAKİN DURUŞ

    Bazıları da bunu tavsiye ederken çok ilginç bir örneği bizzat kendi ağızlarıyla veriyorlar.

    Ben bilmiyordum, bizzat onların gazetelerinden öğrendim.

    Mısır’ın ünlü El Ezher Üniversitesi bile Felluce olayı ile ilgili bir açıklama yapmamış.

    Oysa bizim Meclisimizin unvan sahibi bir milletvekili bu olayı ‘soykırım’ olarak nitelemeye kadar bile gitmişti.

    Felluce’de olup biteni kınamayalım mı?

    Elbette kınayalım.

    Ama bunu yaparken Araplardan veya öteki Müslüman ülkelerden çok daha öne çıkmamızın bir nedeni yok.

    Son günlerde bu yönde daha serinkanlı değerlendirmelerin yapılmaya başladığını görüyorum.

    BÖLGE MİLİTANLIĞI

    Mesela muhafazakár görüşleriyle bilinen Türkiye Gazetesi’nin başyazarı Yılmaz Öztuna dünkü yazısını şu cümleyle bitiriyordu:

    ‘Türkiye’de Amerika’ya karşıtlık ve Araplardan fazla Arap’ı kollamak duygusu yükseldikçe, gerçek politika kuralları işlemez hale geliyor.’

    Evet günlerden beri benim söylemek istediğim de bu.

    Avrupa Birliği’nin bekleme odasındaki bir Türkiye’nin ‘bölge militanlığı’ yapmasına hiç gerek yok.

    Emin olunuz ki, sakin ve ağırbaşlı bir Türkiye, Felluce için de, Irak için de, bütün bölge için de çok daha etkili olacaktır.

  10. #10
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Arena'nın başarısınını sırrı ne?

    Arena, pazartesi gecesi bir başarıya daha imza attı. Önce CNN Türk'te yayımlanan program, sonra Kanal D'de ekrana geldi. Ancak tekrarı bile müthiş bir rekor kırdı..



    Pragramda, rant çetesi sanıklarına aracılık ettiği öne sürülen AKP Milletvekili Göksal Küçükali'nin kesin ihraç talebiyle Parti Müşterek Disiplin Kurulu'na sevk edildiği haberi yer aldı.

    Peki programların patır patır döküldüğü, "Benimle Evlenir misin?" türü şovların çok izlendiği bir ortamda Arena nasıl oluyor da zirveden inmiyor..

    Bu sorunun cevabı, üç kelimede yatıyor; Çalışmak, özgüven ve ekip kalitesi..

  11. #11
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    08-06-2004
    Mekan
    34 İstanbul
    Mesajlar
    3,616
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    16399

    'Büyü'nün oyuncuları: Bu film lanetli
    15 Aralık 2004 09:14
    'Büyü' adlı sinemanın galasında çıkan yangın yüzler insanı ölümle burun buruna getirdi. Filmin oyuncuları 'bu filim lanetli' dediler. İşte film setinden yaşananlar.
    Dolmabahçe G-MALL Alışveriş Merkezi’ndeki sinemada dün 21.30’da başlayan gala sırasında çıkan yangından yükselen dumanlar, bir anda tüm salonları doldurdu. Elektrik kesildi, insanlar panik içinde çıkışlara saldırdı.
    İstanbul, bir sinema faciasını çok ucuz atlattı. ‘Büyü’ filminin galasında dekor mumdan tutuşunca 800 kadar insan insan ölümle burun buruna geldi Galada başlayan yangından yükselen dumanlar, tüm salonları bir anda doldurdu. Panik çıktı, insanlar çıkışlara saldırdı.
    ÇEKİMLERİ Mardin’de yapılan ve hafta sonu gösterime girecek olan ‘Büyü’ filminin dün akşam Maçka’daki G-Mall sinema salonlarında yapılan galası faciaya sahne oluyordu. 7 salonda yaklaşık bin 500 kişinin izlediği film başladıktan kısa bir süre sonra dışarda korku ortamı oluşturmak için kurulan korku tünelindeki köpükleri mumlar tutuşturdu. Yangın kısa sürede büyürken çıkan panikte izleyiciler boğulma ve ezilme tehlikesi geçirdi.

    İçeride mahsur kalanlar itfaiye ekipleri tarafından kurtarılırken dumandan etkilenen ve panikte ezilenler hastanelere kaldırıldı. Yönetmen Orhan Oğuz’un filmi ‘Büyü’nün gala gösterimi dün saat 21.10’da eski Küçükçiftlik Parkı’nda kurulan G-Mall Kültür ve Sanat Alışverişâ€™nde 7 sinemada başladı. Filmin oyuncuları ile çok sayıda ünlü ismin aralarında bulunduğu bin 500 izleyici 7 salonu doldururken, salonların dışında strafordan kurulan korku tüneli yakılan mumların tutuşturması sonucu alev aldı. Yangın kısa sürede büyürken salonlar dumanla doldu. Film başladıktan kısa bir süre sonra ışıkların tamamen sönmesi, salonların da dumanla dolması paniği başlattı.

    KAPILARA AKIN ETTİLER

    Yangın çıkışını bulmakta güçlük çekenler birbirlerini ezerek dışarı çıkmaya çalışırken iddialara göre 6’ncı salondaki kapılar açılmadı. İçerdekiler zehirlenme ve izdiham nedeniyle ezilme tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Gelen Beyoğlu ve Beşiktaş itfaiye ekipleri yetersiz kalınca olay yerine diğer ilçelerden de takviye itfaiye ekipleri ile ambulanslar gönderildi. Sinema yetkilileri ‘Bir korku tüneli yaptık. Bu korku tüneli kumaştan ve kartondan yapılmıştı. Mumların devrilmesi sonucu kısa sürede oluşan yangın büyüdü’ açıklaması yaparken izleyiciler, binada bulunan yangın merdiveni kapılarının geç açılmasının olayın daha da büyümesine yol açtığını öne sürdüler.

    Dehşeti yaşayan kameraman anlattı

    Salonda bulunan kameraman İsmail Çiftçi, film gösterilirken sahne önündeki mumlardan birinin devrilmesi sonucu sinema perdesinin alev aldığını söyledi. Özel bir televizyon kanalı adına çekim yapan ve yangında hafif yaralanan Çiftçi, Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gazetecilere olayı anlattı. Çiftçi,’ Film gösterimi sırasında sahne önüne dizilen mumlardan biri devrilince perde alev aldı. Etrafta naylon bazlı birçok materyal bulunduğu için alevler kısa sürede yayıldı. Salonda bulunan 200’ü aşkın izleyici paniğe kapıldı ve çok sayıda izleyici yaralandı. Ben kendimi kurtarmaya çalışırken yaralılar yardım çığlıkları atıyordu.’ dedi.

    İnsanlar şaka sandı

    İstanbul’daki G-Maal sinema salonunda dün gece düzenlenen ‘Büyü’ filminin galasında 5 ve 6. salonlarda yangın çıktı. Televizyon ve sinema dünyasından çok sayıda ünlü davetlinin yer aldığı galada, çıkan yangın önce gala için yapılmış bir gösteri olduğu düşünüldü. Hatta bazı konuklar ‘Adı üstünde Büyü filmi, şaka yapıyorlar’ dedi. Ve bu yüzden birçok izleyici yangının ilk dakikalarında salonu terk etmedi.

    Yoğun dumanın salona dolmasıyla izleyiciler arasında büyük panik yaşandı. Bazı yangın çıkış kapıları kırılarak açıldı. Çıkan büyük izdahamda 194 kişi yaralandı. Birçok yaralı uzun süre ambulans bekledi. Hastaneye kaldırılan yaralılar arasında Osman Yağmurdereli, İpek Tuzcuoğlu, Selma Bezmen, İsmail Akkaya, Besim Kazado, Emrah gibi ünlü isimler de bulunuyor.

    Arkeolog ve lanet

    Orhan Oğuz’un yönetmenliğini üstlendiği, İpek Tuzcuoğlu, Ece Uslu, Özgü Namal’ın başrollerini paylaştığı filmde, arkeolojik bir kazı yapmak için Mardin’e giden bir grup arkeoloğun lanetli bölgedeki büyüden etkilenmesi ve kötü cinlerle yaşadıkladrı gerilim dolu macera anlatılıyor. 10 yıl önce boşaltılan Savur-Semelli köyünde yapılan çekimler sırasında da birçok aksilikler yaşanmıştı. Sebep yokken bozulan otomobiller, bir ışıkçının kuyuya düşmesi, montaj için İstanbul’dan getirilen iki kasetin görüntülerinin silinmesi, setteki herkesin psikolojisini bozmuştu.

    Oyuncular: Bu film lanetli

    Hatta bazı oyuncular filmin lanetli olduğunu açıklamış, İpek Tuzcuoğlu, ‘Çekimlerin ikinci haftasında tifoya yakalandım. Bir sahnede kafamı duvara çarptım ve o darbeyle düşüp kuyruk sokumum zedellendi. Hiç sakar olmamama rağmen birçok sahnede düştüm. Bu filmin etkisinden kurtulmamız lazım. Sanki filmin laneti üstümüze bulaştı’ demişti. Oyunculardan Dilek Serbest ise, ‘O kadar çok kanlı sahne var ki o boyalar silinse bile duşa girdiğim küvette kan görüyorum. Buradaki tuhaflıklar bitmiyor’ diye duygularını özetlemişti. ‘Büyüye inanmam’ diyen yapımcı Faruk Aksoy ise, ‘Köyde bulunan 60’a yakın su kuyusu kapatmış. Ancak başka köylerden gelip açmışlar bu kuyuları. Bir setçi bu kuyuya düşmüş, bir sürü kaza yaşanmış ve ambulans eksik olmamış sette’ diyor.

    Umarım bir şey olmaz

    Filmin yönetmeni Orhan Oğuz, galadan önce Hürriyet muhabirinin, ‘Nasıl heyecanlı mısınız’ sorusuna, ‘Önemli olan iyi reaksiyon almamız. Ama açıkçası korkuyorum. Mardin’de yaşadığımız o uğursuzluklar aklıma geldikçe tedirgin oluyorum. Kötü bir şey olmadan şu galayı bir atlatalım’ demişti.

    Sinemada yangın strafordan çıktı

    BAŞBAKANLIK Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, İstanbul’un Beşiktaş İlçesi Maçka Semti’nde (Küçük Çiftlik) bulunan G-Mall Kültür ve Alişveriş Merkezi’ndeki sinemada ‘strafordan çıktığı anlaşılan yangının, sinema dekorlarını saat 21.35 sıralarında yakması sonucu oluşan duman sebebiyle 169 kişinin yaralandığı’ bildirildi.

    Yangına giden özel ambulans kaza yaptı

    SİNEMA salonunda çıkan yangına 112 Hızır Acil, Beşiktaş ve çevresindeki ilçelerden çok sayıda ambulans sevketti. Ancak 112’ye ait ambulanslar yetersiz kalınca özel hastanelere yardım çağrısı yapıldı. Olay yerine destek için yola çıkan Göztepe Özel Şafak Hastanesi ambulansı, O-1 Karayolu Altunizade sapağına geldiği sırada bariyerlere çarparak kaza yaptı. Bariyerlere saplanan ambulans olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin 45 dakika süren çalışması sonucu kurtarıldı.

    194 kişi tedavi altına alındı

    Zehirlenenlerden 88’i Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, 56’sı Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, 25’i Amerikan Hastanesi’ne, 19’u Alman Hastanesi, 6’sı Haseki Hastanesi’ne kaldırıldı. Alman Hastanesi’ne kaldırılanlardan Yüksel Ak, Adem Kılıç, televizyon dizisi Kurtlar Vadisi oyuncularından Özgü Namal’ın akrabası Nesrin Namal, Emre Akova, Mine Mısırlıoğlu, İsmail Akkaya yoğun bakıma alındı.

    TAKSİM’E 56 KİŞİ GELDİ

    Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Ahmet Çolak, hastanelerine 56 kişinin başvurduğunu bildirdi. Başhekim Çolak, ‘Bu kişilerden 36’sını gözlem amacıyla yatırdık. Diğer 18’ine ise ayakta müdahale ettik’ dedi. Yapımcı Osman Yağmurdereli ile eşi, ilk müdahalenin ardından özel bir hastaneye sevk edildi.

    50 KİŞİNİN KİMLİĞİ BELLİ

    Osman Yağmurdereli, eşi Esin Yağmurdereli, Deniz Çetintaş, Alanur Özalp, Fatih Mehmet Şahin, Yılmaz Şenol, Ali Baktem, Bahar Gözok Özdemir, Mustafa Çapan, Engin Şengül, Nurettin Çelik, Neslihan Demir, Murat Kaleli, Demet Pekgöz, Sibel Uymaz, Bilgen Gökçel, Aycan Saroğlu, Sinem Doker, Göksun Göktaş, Kadir Kaya, Fatma Çelik, İlknur Turgut, Cenan Şahin, Betül Turan, Özlem Tunç, Pelin Uzunyurt, Mustafa Çakmak, Murat Cincan, Zafer Tatlı, Özcan Ercan, Oğuz Tektemur, Cumhur Bayar, Volkan Gültekin, Şahin Turhan, Tarkan Abdullahoğlu, Barış Engin, Seçkin Şenvardar, Zeynep Atasoy, Tümay Turhan, Semra Yıldırım, Senem Ebru, Yaşar Çiftçi, Yasin Voulfarou, Ayşe Şener, Ayhan Bektemir, Ersen Çabuk, Mehmet Ünal Durakoğlu, İlknur Dengel, İclal Başar, Cumhur Özer.

  12. #12
    Senior Member
    Giriş Tarihi
    26-04-2004
    Mekan
    Türkiye Dışı / Other Country
    Mesajlar
    794
    Kan Grubu
    0 Rh ( + )
    Üye No
    11909

    New Icon3 türkiye, milli gelirde ab'de ilk 10'a girdi...

    Avrupa Birliği'nden (AB) 17 Aralık tarihinde müzakere tarihi almayı bekleyen Türkiye, ekonomik büyüklük açısından şimdiden ilk 10'a girmeyi başardı. A.A muhabirinin DPT verilerini baz alarak yaptığı sıralamaya göre, Almanya 2 trilyon 390 milyar dolarlık milli gelirle, AB'nin en büyüğü konumunda bulunuyor. Bu ülkeyi 1.8 trilyon dolarlık milli gelir ile İngiltere, 1.7 trilyon dolarlık gelir ile de Fransa izliyor. İtalya 4'üncü, İspanya 5'inci sırada yer alırken, AB adayı Türkiye 2003 yılındaki 238.5 milyar dolarlık milli geliri ile 10'uncu sırada bulunuyor. -TÜRKİYE, SON GENİŞLEMEDEKİ 8 ÜLKE TOPLAMINDAN BÜYÜK- Milli gelir açısından Türkiye'nin GSMH'si, 1 Mayıs 2004'ten itibaren AB'ye tam üye olan 10 ülkenin 8'sinin milli gelirine denk seviyede bulunuyor. Nitekim Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Malta, Slovakya, Slovenya ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin 2003 yılı milli gelirleri toplamı 193.2 milyar dolarda kalıyor. -ADAY ÜLKELERİN DE İKİYE KATINDAN FAZLA- Öte yandan Türkiye'nin milli geliri, AB'ye aday konumdaki Bulgaristan, Romanya ve Hırvatistan'ın milli gelirlerinin toplamının da iki katını geçiyor. Bu üç ülkenin 2003 yılı GSMH toplamı 105.7 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. AB üyesi ve aday ülkelerin 2003 yılı milli gelirleri ve sıralaması da şöyle:
    GSMH
    Milyar
    Dolar
    -------- -----
    1 -Almanya 2,390
    2- İngiltere 1,831
    3- Fransa 1,756
    4- İtalya 1,452
    5- İspanya 829
    6- Hollanda 498
    7- Belçika 308
    8- İsveç 301
    9- Avusturya 250
    10-TÜRKİYE** 238
    11-Danimarka 209
    12-Polonya* 189
    13-Yunanistan 172
    14-Finlandiya 160
    15-Portekiz 147
    16-İrlanda 126
    17-Macaristan 82
    18-Çek Cumh 81
    19-Romanya 57
    20-Slovakya 32
    21-Hırvatistan** 28
    22-Slovenya 27
    23-Luksemburg 23
    24-Bulgaristan** 20
    25-Litvanya 17
    26-Letonya 11
    27-KıbrısRumK* 10
    28-Estonya 8
    29-Malta 4
    * 2002 yılına ait veridir.
    **Aday ülke
    (15/12/2004 - 10:30:56)
    saygılar...

  13. #13
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    08-06-2004
    Mekan
    34 İstanbul
    Mesajlar
    3,616
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    16399

    Güzel haber ama, kişi başına, adaletli düşen milli gelirde ilk ona girince daha iyi olacağız. Buradaki hesaba göre kişibaşı yıllık 3305 USD çıkıyor.
    Düzenleyen cemusta : 15-12-2004 at 10:41

  14. #14
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    İstanbul'da kar yağışı etkili olmayacak

    İstanbul'un bazı kesimlerinde sabah saatlerinde başlayan karla karışık yağmur ve kar yağışı etkili olmayacak. Soğuk hava cuma günü lodos ile birlikte ısınacak.



    İstanbul'un bazı kesimlerinde sabah saatlerinde başlayan karla karışık yağmur ve kar yağışının etkili olmayacağı, 17 Aralık Cuma gününden itibaren de havanın lodosla birlikte ısınacağı bildirildi.

    İstanbul Meteoroloji Bölge Müdürü Mustafa Yıldırım, ilde bugün karla karışık yağmur ve kar yağışının gün boyunca aralıklarla süreceğini, ancak etkili olmayacağını söyledi.

    Yarın ve cuma günü yağış beklenmediğini vurgulayan Yıldırım, "Cuma gününden itibaren lodosla birlikte hava sıcaklıkları hissedilir derecede artacak. Lodos, Cuma ve Cumartesi günleri fırtına şeklinde esecek" dedi.

    Yıldırım, en yüksek ve en düşük hava sıcaklıklarının da bugün 5-1, yarın 6-0, Cuma günü 8-eksi 1 derece olmasının tahmin edildiğini anlatarak, 18 Aralık Cumartesi günü ise yeni bir yağışlı hava beklediklerini kaydetti

  15. #15
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Savaş Ay, faciaya davet edildi!

    Savaş Ay, yazıyor: "Pir panik ve telaş.. İnsanlar feryatlar kopararak kendilerini dışarı atıyorlar; 'Yanıyoruz yanıyoruz, içeride çok insan var' diye bağıranlar vardı.."



    Sabah Gazetesi yazarı Savaş Ay'ın köşe yazısı...

    Öğle üzeriydi önce bin yıllık dosttum Fatih Aksoy, ardından da "Büyü" filminin yapımcısı kardeşi Faruk Aksoy aradı: Savaş galaya gelmeni hepimiz çok istiyoruz. Gel sürprizlerimizi de gör, filmimizi de. Hem çok hoş bir sinemacılık yarattık hem de büyülü bir atmosfer yarattık gala için.

    - Gelmeye çalışacağım. Hayırlı olsun diyorum şimdiden.
    - Öyle kuru kuruya hayır dilemekle olmaz gelmelisin mutlaka. Daha sonra hep beraber gidip eğleneceğiz bütün ekip.
    - Tamam mutlaka geleceğim söz.
    Akşama doğru Ergun Babahan'ın odasında bir grup yazar toplanmış lafa dalmıştık. O sırada aklıma geldi ve ekip arkadaşlarımı arayıp; "Sizi fırlayın gidin ben az sonra geleceğim" dedim. Gerçekten de biraz daha laflamanın ardından bitti mini toplantımız. Saate baktım ve filmin başlama saatinin iyice yaklaştığını görerek daha hızlı hareket etmeye başladım.
    Bu arada telefon açıp muhabirimiz Onur'u aradım ve tüm söyleşileri yaptığının haberini aldım.

    Kalabalığı yarıp, içeri girdim Az sonra Dolmabahçe' den aşağı inen yoldaydım. Tam sinemanın kapısına geldim ki korkunç bir telaş, panik karşıladı beni. İnsanlar akın akın ve feryatlar kopararak kendilerini dışarı atıyorlar; "Yanıyoruz yanıyoruz, içeride çok insan var" diye avazlanıyorlardı. Kalabalığı yararak içeriye hamle yapmak istedim. İlk aklıma gelen kameramanım ve muhabir arkadaşımın ne durumda olduğuydu. O kadar çok insan akın halindeydi ki içeriye girmek mümkün olmuyordu. Derken yandaki küçük bir kapının açıldığını görüp eğilerek içeri daldım. Gördüğüm manzara dehşet vericiydi. Merdivenlerden aşağı düşercesine inen, yuvarlanan insanlar, birbirleriyle el ele tutuşup güç almak isteyenler, neredeyse önündeki yanındakini çiğnercesine atak yapan insanları seçebiliyordum . İçerinin zifiri karanlığı ana giriş kapısına düşen dış mekan ışıklarıyla loştu ama renkli ışıkların ortaya koyduğu o siluetler yüzlere korku mimikleri iliştiriyordu.

    Ciğeri yakan bir duman!..
    Hemen ardımdan ellerinde irice fenerleriyle birkaç güvenlikçinin girdiğini gördüm. Hep birlikte avazımız çıktığı kadar "Panik yapmayın. Paniğe kapılmayın, kimseye bir şey olmayacak" diye bağırmaya başladık ama nafileydi. Seçebildiğim kadarıyla Kahtalı Mıçı ve Küçük Emrah'ı gördüm o kalabalık arasında. Sesimi duyuramadım bir türlü. Ardından itfaiyeciler doluştu içeriye. Yoğun bir duman genzi ciğerleri yakan harap eden bir duman bir koku. Dayanılmaz olursa çıkarım deyişlerim ve kendimi 2 katta buluşumu hatırlıyorum bir tek.
    Derken hemen hemen herkesin binayı tahliye ettiğini anlıyoruz. İçeride 56 itfaiyeci, yüzleri kapkara olmuş 34 güvenlik ve bazı sinema görevlileriyle ben kalmışım. El fenerlerini bir noktada toplayıp aralara bakma kararı alıyoruz. Genç güvenlikçi bağırıyor hepimize:
    - Salonlara tek tek bakmamız gerek. Bayılan, dumandan düşüp kalanlar varsa mahvoluruz. Hep birlikte salonla girip araştırmaya başlıyoruz. İlk girdiğimiz yerde baştan sona kontrol ve tek kişi yok şükür ki
    - Ancak ikinci girilen yerde koltuklar arasına düşmüş iki kadın görüyoruz. Telaşla hamla ediyor moraya itfaiyeciler. İri kıyım bir başka güvenlikçi de yardımlarına gidip karga tulumba hallerde kucaklayıp taşıyorlar onları. Aynı salonda bir sıra arkada bir genç kızı görüyorum ben de sırtladığım gibi alıp orta yere getiriyorum onu. Yarı baygın durumda. Ağzının kenarın siyah bir sıvı sızıyor. Uzman itfaiyeci "Telaş etmeyin. İslenmiş tükürük o" diyor. Ve kızı bu kez o kucaklayıp indiriyor aşağıya. Daha sonra gördüğümüz bir salon daha boş çıkıyor. O arada İtfaiye daire başkanı yayında ekipleriyle geliyor. Oksijen maskeleri takılı. Zaman zaman bize diyorlar ki biz de temiz hava alalım. Başımın dönüp midemin bulandığını hissediyorum. İçim çekiliyor sanki. Tam sendelerken bir polis memuru kolumdan tutup doğrultuyor beni.
    - Savaş abi sen çıksan artık durumun kötü görtünüyor.
    - İleride bir tepe ışığı görüyorum. Bir kamera geliyor bize doğru. Yaklaşınca görüyorum ki Kanal D gece sorumlusu İhsan ve kameramanıymış onlar. İhsan halimi görünce telaşlanıyor.
    - Savaş Abi, Nasılsın abi. Bir şeyin yok değil mi abi? Bir şeye ihtiyacın var mı abi?
    - Onu görünce kuvvet geliyor bana.
    - Bir şeye ihtiyacım var. Çekimini çabuk bitir ben de bir anoıns yapayım senin kamerana. Sonra alırım bantı.
    Tam bir kardeşlik örneği gösteriyor sevgili İhsan ve mikrofonunu bana devredip 23 dakika çekim yapmama olanak tanıyor. O anda aklıma geliyor ve atv haberi müdürü Murat Demirel'i arıyorum.
    - İçerdeyim Murat ne yapabilirim?
    - Abi kapat hemen yayına bağlayacağım seni. İçinden 3 say konuşmaya başla.
    - Ve arıyorlar ardından. Hem kendi gözlemlerimi anlatıyor hem de İtfaiye daire başkanıyla röportaj yapıyorum.
    Gördükleri anlatıyorum; "İşte burada tutuştuğu söylenen dekor perdeleri. simsiyah olmuşlar ama gerçek renkleri kırmızı. Burada da henüz tam erimemiş dev boyutlu mumlar var. İddiaya göre bu mumlar tutuşturmuş perdeleri. Ardından birileri atılıyor kafa
    Hayır dekorlardan değil yüklenen elektrikten kısa devre yapıtı ve kablolar tutuştu. Ardından sıçradı alevler diyor.

    Dışarı çıktığımda

    Olay yeri inceleme ekibinin fotoğrafçısını gördüğümde çok sevindim. Çünkü onun makinasıyla fotoğraf çektirip daha sonra o kareleri alabilirdim. Sağolsun beni kırmadı adeta Felluce'ye dönmüş olan ortamda pekçok fotoğrafımı çekti.

    Yaklaşık bir saat kadar kalmıştım içerde daha fazla dayanamayacığımı anladım. Yavaş yavaş dışarı doğru süzüldüm. Ancak tam karşımda TGRT ekibi duruyordu beni görünce önce çok telaşlanıp yanıma koştular iyi olduğumu anlayınca çekime başladılar.
    Ardından sayısız meslektaşım gelip hem geçmiş olsun dileğinde bulundu peşi sıra da sorular sorarak durumu öğremeye çalıştılar. Yani hem haber yapmış hem de bizzat haber konusu olmuştum.

    Yüksel'i görünce şükrettim

    O sırada telefonum çaldı. Arayan yöneticilerimizden Alev Abi'ydi (Er). Şöyle dedi: "Geçmiş olsun ama artık televizyonlara canlı yayın söyleşilerini kesip gazeteye gelsen de oturup köşeni değiştirsen daha iyi olur. Maden ocağından çıkmış hallerde geldim Yazıişleri'ne. Halimi görünce çok korkacaklar sanıyordum ama Yüksel Aytuğ ve Atilla Dorsay'ın yanında benim durumum çok hafif kalıyordu."

    Yazı: Savaş AY

    Kaynak: Sabah Gazetesi

  16. #16
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Hıncal Uluç bir tarihe ışık tuttu

    Nükhet Duru ile Erol Simavi aşkıyla ilgili ortaya atılan söylentileri köşesine taşıyan Sabah yazarı Hıncal Uluç, şahit olduğu o günleri ayrıntılı olarak yazdı.



    Biraz dedi kodu yapalım!.

    Olayı tam göbeğinde yaşadım. Gazeteler bir kitabın üzerine üşüşmüş.. Erol Simavi medya imparatoru iken yazamadıklarını, şimdi "Vurun kahpeye" edasında yetiştiriyorlar sanki..
    Tam da içinde yaşadığım Erol Simavi-Nükhet Duru ilişkisi de bir pazarlığa bağlandı. Gazeteler Nükhet'in aleyhine yazıyorlarmış da, Nükhet medyayı susturmak için Erol Simavi'nin koynuna girmiş havası veriliyor..
    Laf.. Nükhet müthiş âşıktı Erol Bey'e.. Ve ona hayatının en güzel günlerini yaşatıyordu. Erol Bey hayatının hiçbir döneminde o kadar mutlu, o kadar sağlıklı olmamıştı.
    Erol Bey'in adasında 15 gün birlikte yaşadık.. Onlar ve Holly ile ben.. Dünya üzerinde hiçbir kadın erkeğine Nükhet'in Erol Bey'in üzerine titrediği gibi titrememiştir.
    Erol Bey'in her türlü imkânı varken, tüm yemeklerini Nükhet elleri ile pişiriyor, yürüyüşten döndüğünde masajını kendi elleri ile yapıyordu mesela.. Zamanında uyutuyor, zamanında uyandırıyor, içkisini zamanında en güzel şekilde ikram ediyordu. Erol Bey'in dur durak bilmeyen hayatı nasıl güzel bir düzen içindeydi..
    Sabah bir sürat motoru Erol Bey'in gazetelerini getiriyordu.. Hürriyet ve gurubun diğer yayınları..
    Bir sabah Nükhet telaşla bana koştu. Elindeki Hafta Sonu'nu önüme koydu. Birinci sayfanın göbeğinde koca bir haber.. Koca bir resim..
    "Nükhet Duru'nun suratı erkeksizlikten sivilce doldu.." Nükhet Duru aylardan beri Erol Simavi ile yaşıyor. Hafta Sonu'nun üzerinde "Sahibi: Erol Simavi" yazıyor..
    Nerden baksan skandal.. Ya kendi gazetesi patrona kazık atıyor.. Ya da o zaman ülkenin en büyük dedi kodu gazetesinin, iki büyük isim Erol Simavi ve Nükhet Duru'nun aylardır beraber olduklarından haberi yok..
    "Saklayalım gazeteyi.. Erol çıldırır" dedi, Nükhet.. "Asıl gazetesini görmezse çıldırır. Motorcuyu haşlar. Adamı tekrar yollar, gazeteyi aldırır" dedim.
    Hayatı hergün böyle başlıyor Erol Bey'in. Kalkınca gazeteleri baş ucunda.. Onlara bakıyor sonra doğruluyor yataktan..
    Nükhet gazeteleri baş ucuna koydu.. Biz heyecan, biraz da dehşetle bekliyoruz.
    Uyanacak. Hafta Sonu'nu görecek ve bu bizim tatil keyfimizin sonu olacak. Hafta Sonu Genel Yayın Müdürü Çetin Emeç'in de tabii.. Erol Bey biraz sonra elinde gazete bahçeye, kahvaltı masasına geldi.. Gazeteyi masaya koydu, çocuklara emir verdi:
    "Bana Çetin Emeç'i bağlayın hemen.." O zaman ne cep telefonu var, ne de otomatik telefon.. Yazdırıp bekliyorsunuz..
    Bekliyoruz. Erol Bey hiç oralı değil. Konuyu açmıyor bile.. Yarım saat sonra telsiz telefonu masaya getirdiler..
    "Çetin.."
    "............"
    "Evladım, bizim yaşımız, başımız malum.. Biraz sabırlı ol!.." Hepsi bu.. Gerçekten hepsi bu.. Telefonu kapadı.. Öbür tarafta rahmetli Çetin ne hale geldi, hiç bilemedim..
    Bildiğim.. Erol Simavi, Nükhet konusunda kendi gazetesini bile yönlendirmemiştir. Nükhet'in de ondan böyle bir talebi hiç olmadı..
    Peki niye ayrıldılar?.. Erol Bey müthiş kıskançtı. Nükhet'in o göz alıcı kılıklarda sahneye çıkmasını, erkeklerin ona iştahla bakmasını hiç hazmedemiyordu.
    Nükhet kaç defa başını omzuma koyup ağlamıştır..
    "Hıncal.. Ne olur söylediğim gazinoya gelse.. En öne otursa, beni gururla, keyifle alkışlasa.. Sırf o seviyor diye, o gelsin diye popu bıraktım, alaturkaya başladım. Hâlâ uzak duruyor" diye..
    "Öyle kıskanç ki, seni bile kıskanabilir, bu yüzden sana artık Hıncal değil, Hıncal Ağbi" diyeceğim" demişti. Erol Bey lafı sevmiş, o da "Hıncal Ağbi" demez mi?.. Adımın yanına o nefret ettiğim "Ağbi" lafının yapışması bu yüzdendir.
    Koskoca Erol Simavi ve Nükhet Duru "Ağbi" derse, ötekiler ne yapsın..
    Ercan Arıklı bir gün daldı odama..
    "Önüne gelen sana 'Ağbi' derse bitersin oğlum.. Bitersin.. Hiç değilse kızların sana 'Ağbi' demesine engel ol.. Yoksa hayatı bir daha çeviremez, hep 'Ağbi' kalırsın" dedi de kendimize geldik..
    Ortalığı kasıp kavuran Erkekçe'nin Genel Yayın Müdürü, ama tüm kızların ağbisi..
    Olacak şey mi?..
    Durum yazı müdürümüz Ali Kocatepe'ye yaramıştı bol bol, o yıllarda..

  17. #17
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Atatürk ile Saidi Nursi'nin kavgası

    Said-i Nursi Kurtuluş Savaşı'na verdiği destekle Mustafa Kemal'le aynı safta yer aldı. Meclis'te törenle karşılanan Said-i Nursi, bir süre sonra Gazi ile ile ters düştü...



    Emre Aköz'ün Sabah Gazatesi'ndeki yazı dizisinin bugünkü bölümü:

    1922'de Ankara'ya giden Said Nursi için Millet Meclisi'nde 'hoş geldiniz' töreni yapıldı.

    Said Nursi'nin Rusya'daki esir kampından kaçıp Almanya üzerinden İstanbul'a dönüşünü 25 Haziran 1918 tarihli Tanin gazetesi okurlarına şöyle duyurmuştu: "Kürdistan ulemasından olup talebeleriyle beraber Kafkasya cephesinde muharebeye iştirak eylemiş ve Ruslar'a esir düşmüş olan Bediüzzaman Said Kürdi Efendi ahiren şehrimize muvasalat (ulaşma) eylemiştir." Enver Paşa başta olmak üzere askeri ve dini çevreler Said Nursi ile konuşuyorlardı. Ona yeni görevler vermek isteyenler vardı. Ancak Said çok yorgundu. Hem bedenen, hem de zihnen...

    RİSALELER'İN FATİHASI

    Onun en büyük isteği, savaştığı sırada kaleme aldığı tefsir kitabını bastırmaktı. Enver Paşa buna katkıda bulunmak istiyordu. Öyle mi yapalım, böyle mi yapalım derken neticede kitabın kağıdını Enver Paşa sağladı ve İşaratü'l-İ'caz basıldı. Sonraki yıllarda Said Nursi bu kitabını 'Risale-i Nur' külliyatının 'fatihası' olarak niteleyecekti. Ama yine de 'Nur Hareketi'nin başlamasına daha çok vardı. Savaş Bakanı Enver Paşa'nın yüklemek istediği görevleri kabul etmeyen Said Nursi'ye hizmetlerinden dolayı yüz elli lira ve madalya verilmişti.

    İNGİLİZLER'E TÜKÜRÜN

    Bu arada Darü'l-Hikmeti'l-İslami açılmıştı. Bu bir tür İslam akademisiydi. Kuruluşun üyeleri arasında, daha sonra İstiklal Marşı'nın sözlerini yazacak olan Mehmet Akif (Ersoy), İzmirli İsmail Hakkı, Kuran tefsiri hâlâ yaygın biçimde okunan Elmalılı Hamdi (Yazır) da vardı. Kendi talep etmemesine karşın Said Nursi de 'akademiye' üye yazılmıştı. Ancak hastalığı yüzünden bu görevini yerine getiremiyordu. Bu arada savaş kaybedilmiş, İstanbul işgal edilmişti. İmparatorluk dağılmaktaydı. Said Nursi işgalcilere karşı 'Hutuvat-ı Sitte' adlı bir kitap yazmıştı. Kitap gizlice basıldı ve el altından dağıtıldı. Said Nursi gazetelerde "İngiliz'in yüzüne tükürün" diye yazılar kaleme almaktaydı. İngiliz yanlıları onu ihbar etmişti. İşgal kuvvetleri peşindeydi.

    ONLAR ASİ DEĞİL

    Mütareke döneminde Bediüzzman'ın en büyük, en önemli çıkışı Anadolu'da, Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde yürütülen Kurtuluş Şavaşı'na verdiği destekti. 11 Nisan 1920 tarihinde dönemin şeyhülislamı, Dürrizade Abdullah Efendi, Kuva-yı Milliye'nin aleyhine bir fetva yayınladı. Ortalık birbirine girmişti. Bazı müftüler ve din alimleri harekete geçip 'karşı fetva'lar verdiler. Şeyhülislam'ın fetvasına karşı çıkanlar arasında Said Nursi de vardı. Özetle şöyle diyordu: "Bu fetva geçersizdir. Çünkü İngilizler'in emri ve baskısı altında yayınlanmıştır. Düşman işgaline karşı savaşanlar asi değildir." Bu tavır Said Nursi'ye büyük prestij kazandırmıştı.

    Mustafa Kemal'le tartışma

    Said Nursi 1923'te siyasetçileri ve yöneticileri dine davet edince Paşa'yla arasındaki ilişkiler bozuldu.

    Said Nursi'nin İngilizler'e ve onlarla işbirliği yapanlara karşı mücadele etmesi, Kurtuluş Savaşı'nı desteklemesi Ankara'nın dikkatini çekmişti. O dönemde Mustafa Kemal Paşa, mücadelesine destek bulmak için hocalarla ve Kürt ileri gelenleriyle arasını sıcak tutuyordu. Çünkü bu gruplar halkı etkileyerek kurtuluş mücadelesine katılmalarını, maddi ve manevi yardımlar yapmalarını sağlıyor, ayrıca Ankara yönetimine meşruiyet sağlıyordu. Mustafa Kemal Paşa, Said Nursi'yi Ankara'ya davet etti. Aynı daveti daha sonra Mareşal Fevzi Çakmak ve eskiden tanıdığı Van Valisi Tahsin Bey de tekrarladı. Said Nursi önce iki talebesini Ankara'ya milli hükümeti desteklemek üzere gönderdi. Bediüzzaman ise İstanbul'daki mücadelesini sürdürmek istiyordu. Ancak çağrılar yoğunlaşınca 1922'de Ankara'ya gitti. Halk ve bazı milletvekilleri onu istasyonda karşıladı. Böyle etkili bir kişinin Ankara'ya gelmesi sevinç vericiydi.

    MECLİS'TEKİ TÖREN

    9 Kasım 1922 günü Bediüzzaman, Meclis'te 'hoşamedi' edildi. Yani resmi bir 'hoş geldin töreni' düzenlendi. Alkışlarla karşılandı. Dua etmesi için kürsüye davet edildi. Said Nursi kürsüye çıkarak Anadolu gazilerini kutladı, zafere ulaşmaları için dua etti. Dışarıdan bakıldığında bir sorun yoktu. Kurtuluş Savaşı başarıya koşuyordu. Millet Ankara hükümetinin çevresinde yeniden birlik oluyordu. Meclis 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdığını resmen açıklamıştı. Cumhuriyetin ilanına doğru kaçınılmaz bir süreç başlamıştı. Daha önce, 1908'de Meşrutiyet'i destekleyen, halkın yönetime katılımını arzulayan Said Nursi için saltanatın kaldırılması karşı çıkacağı bir durum değildi. Ancak bir nokta vardı... Bu kritik nokta Said Nursi'nin fikir ve inanç alemine uygun değildi. Bediüzzaman, Ankara'da dinden uzaklaşıldığını görmüştü. Mesela milletvekillerinin çoğu namaz kılmıyordu. Dine ve dini değerlere karşı bir ilgisizlik görülüyordu.

    HEM İLİM HEM BİLİM

    Durum gerçekten böyle miydi? Bence bunun pek önemi yok. En azından Said Nursi durumu öyle algılamıştı. Ve bu, onun gibi bir din aliminin kabul edeceği bir gelişme değildi. 47 yaşındaydı. O güne dek din, hayatının merkezinde yer almıştı. Aklı, bilinci, mantığı, ruhu hep onun çevresinde oluşmuş ve işlemişti. Üstelik pozitif bilimlerin önemini kavramış bir din adamıydı. Onun 'kurtuluş' formülü 'ilim+bilim'di. Yani: Aynı anda Kuran ve fen. Medresede bilim, üniversitede din okutulmasını arzuluyordu.

    GAZİ'YLE TARTIŞMA

    Gidişattan memnun olmayan Said Nursi 19 Ocak 1923'te 10 maddelik bir bildiri yayınladı. Tek cümleyle özetlersek bildiri yöneticileri dine davet ediyordu. Bildiri etkili olmuş, bazı milletvekilleri tekrar namaza başlamıştı. Hatta eski mescit artık yetmiyordu. Bu gelişme başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere başka planları olan önder kadroyu rahatsız etmişti. Çünkü onlar egemenliği dinle değil milliyetçilikle pekiştirmek istiyordu. Birlik ve bütünlük böyle sağlanacaktı. Mustafa Kemal Paşa, Said Nursi'ye çıkışmıştı. Özetle, "Biz senden neler bekliyoruz, sen neler yapıyorsun; aramızda ihtilaf yaratıyorsun" demişti. Said Nursi ise ona namazı savunan sert bir cevap vermişti. Onun 'Hubab Risalesi'ni matbaasında basan muhalif ikinci gruptan Ali Şükrü Bey'in öldürülmesi bardağı taşıran damla oldu. Said Nursi artık Ankara'da bir yerinin kalmadığını anlamıştı. İstanbul'a gitmesinin de bir anlamı yoktu. Yeni düzende onun sözünü dinleyecek kimse olmayacaktı.

    YENİ SAİD'E DOĞRU

    Kararını verdi: Artık inzivaya çekilecekti. 'Eski Said' dediği dönemi geride bırakacak... Yani artık bir 'aksiyon' adamı olmayacak; kendini dine ve fikirlerini yaymaya adayacaktı. "Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım" diyerek 3 Mayıs 1923'te onu Van'a ve 'Yeni Said'e götürecek olan trene bindi.

    Yazı: Emre Aköz

    Kaynak: Sabah Gazetesi

  18. #18
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    08-06-2004
    Mekan
    34 İstanbul
    Mesajlar
    3,616
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    16399

    Alıntı Orijinal Mesaj Sahibi FoRTuNe
    Ankara'da mal ve hizmet karşılığı olmaksızın komisyon karşılığında piyasaya naylon fatura süren kişilere yönelik düzenlenen 2 ayrı operasyonda 3 kişi gözaltına alındı. Yapılan operasyonlarda 1 trilyon 378 milyar lira değerinde naylon fatura ele geçirildi.

    Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü Mali Büro Amirliği ekiplerinin yaptıkları bir çalışmada, Ulus Rüzgarlı Sokak'ta bulunun bir iş merkezinde piyasaya komisyon karşılığında naylon fatura sürüldüğü tespit edildi. Yapılan tespitlerin ardından düzenlenen operasyonda, Ekrem Y. isimli bir kişi ele geçirildi. Zanlının ev ve işyerinde yapılan aramada 568 milyar lira tutarındaki naylon fatura koçanı bulundu.

    Çankaya İlçesi Esat Başçavuş Sokak'ta düzenlenen bir başka operasyonda ise, piyasaya mal ve hizmet karşılığı olmaksızın komisyon karşılığı fatura sürdükleri tespit edilen Ramazan S. ve Alim B. gözaltına alındı. Zanlılarla birlikte 760 milyar lira değerinde naylon fatura koçanı ele geçirildi.

    Her 2 olayla ilgili soruşturma sürüyor.




    @fortune kardeşim verilmiş haberler tekrar veriliyor, hepimiz daha dikkatli olalım
    selamlar

  19. #19
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Zana ilanı inkar etti, Nezan doğduladı

    Kürtler ne istiyor?' ilanını organize eden Paris Kürt Enstitüsü Başkanı Kendal Nezan, Leyla Zana'yı yalanladı. "Herkes okuyarak imzaladı" diyen Nezan şunları söyledi..



    International Herald Tribune'de yayımlanan 'Kürtler ne istiyor?' ilanını organize eden Paris Kürt Enstitüsü Başkanı Kendal Nezan, "Ortada iki metin yok. Tek metin var ve kimseye zorla imzalatılmadı. Herkes okuyarak imzaladı" dedi. Kendal bildiriyi Avrupa ve Türkiye'de imzaya açacaklarını söyledi.

    Metinde, "federasyon, özerklik ve ayrı bir devlet" isteminin bulunmadığını savunan Nezan, "Metnimizde federasyon, özerklikten bahsedilmedi. Kürt sorununun barışçı çözümü için üç adımın atılmasını önerdik. Ayrıca, benzer sorunlara çağdaş, demokratik ülkelerde nasıl yaklaşıldığını anlattık.

    Ancak daha sonra bu bildiri, sansasyonel bir habere dönüştürüldü" dedi. Nezan, kimseden zorla imza istemediklerini, herkesin en az 15 gün önce metni bildiğini ve okuyarak imza attığını kaydetti.

    Leyla Zana ilana çok şaşırmış

    Leyla Zana ve Orhan Doğan, tartışma yaratan ilanla ilgili olarak, "Ne olup bittiğini bilmiyoruz" diye konuştu


    Avrupa gazetelerine verdikleri ilan nedeniyle eleştirilere hedef olan eski DEP milletvekilleri Leyla Zana ve Orhan Doğan, "Bizim federasyon, otonomi gibi taleplerimiz yok. Tek hedefimiz demokratik bir cumhuriyette kimliğimizi yaşatabilmek" dedi.
    17 Aralık'taki AB Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesi öncesinde, Türkiye'nin üyeliğine en çok karşı çıkan Fransa'da temaslarda bulunan Zana ve Doğan, Ahmet Kaya Kültür Merkezi'nde, ilanla ilgili sorularla karşılaştı.

    Otonomi istemeyiz

    Zana, "Biz ne istediğimizi 10 yıldır söylüyoruz. Ne federasyon, ne otonomi istiyoruz. Kimliğimizin yasal güvence altına alındığı demokratik bir cumhuriyet istiyoruz" diye konuştu.

    Doğan da, "İnsanlar, düşünce özgürlüğü çerçevesinde federasyon gibi, otonomi gibi çözümler de isteyebilirler ama bunlar Kürt halkının genelinin taleplerini yansıtmaz" şeklinde konuştu.

    Zana ve Doğan'ın, ilanda yapılan değişikliğin nedenlerini araştırmak için Fransa Kürt Enstitüsü Başkanı Kendal Nezan'la görüşmeyi planladıkları öğrenildi. Nezan'a önceki gün ulaşamayan Doğan ve Zana, ilan konusundaki şaşkınlıklarını gizlemeyerek, "Ne olup bittiğini tam olarak bilmiyoruz, her şey burada oldu. Görüşmelerimizden sonra anlayacağız" dedi.
    Zana ve Doğan, Türkiye'nin AB üyeliğine destek verdiklerini söyledi

  20. #20
    Banned Member
    Giriş Tarihi
    01-03-2004
    Yaş
    39
    Mesajlar
    5,839
    Kan Grubu
    AB Rh ( + )
    Üye No
    5106

    Yaralananların çoğu magazinciler

    Dün akşam meydana gelen G-Mall Siuneması yangınında yaralanan isimlerin çoğunu magazin muhabirleri oluşturuyor. İşte yaralanan 168 kişiden bazılarının isimleri.



    Sinema yangınında yaralanan 168 kişiden şu ana kadar isimleri belirlenenler... Özlem Tunç, Pelin Yurt, Sinan Gül, Zafer Atlı, Oğuz Tektemur, Şahin Turhan, Seçkin Şenvardar, Semra Yıldırım, Ayşe Şener, Ayhan Bekdemir, Mehmet Önal,Ethem Özcan, Tekin Düzenli, Hatice Coşkun, Murat Çirçan,Osman yağmur Dereli, Engin şengül, Bilgen Gökçek, Cumhur Özer, Canan Şahin, Aycan taroğlu, Neslihan Demir, İclal Başar, Fatma Çelik, Kadir Kaya, Selma Bezmen, Aslı Berker, Mustafa Çoban, İsmail Akyüz, manken Yüksel Ak, İsmail Akkaya, Mine Mısırlıoğlu, manken Yeşim Palandüz, oyuncu Özgü Namal, Hatice Namal, Duygu Namal, Aysel yaşar, Cem Tecimel, Mehmet Sıtkı, Namesa, Kubilay Namal, Elif Dönmez, Selma Türkeş, Besim Kazadol, Akile Namal

4 sayfadan, 1. sayfa 1234 SonSon

Gönderme Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konuda cevap yazamazsınız
  • Eklenti yapamazsınız
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  
  • BB Kodları Açık
  • Smiley'ler Açık
  • Resim Kodları Açık
  • Video Kodları Açık
  • HTML Kodları Kapalı