Uydumarket Banner  

Gösterilen Mesajlar: 1 mesajdan 1 ile 1 arası

Konu: Keçiboynuzunun Bilinmeyen Faydaları

  1. #1
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    09-04-2007
    Mekan
    06 Ankara
    Mesajlar
    1,847
    Üye No
    339828

    New Icon26 Keçiboynuzunun Bilinmeyen Faydaları



    Arkadaşlar konuyu niye araştırmadan açtın demeyin lütfen.araştırdım ama bu kadar açıklayıcı olarak bulamadım.

    Keçiboynuzu ( Harnup )

    Yararları : Nefes darlığı,alerjik nefes darlığı,soğuk alerjisi,****darsızlık,akciğer ödemini yok edici,balgam söktürücü,akciğer kanserini önleyici,hareketli sperm sayısını arttırıcı,astıma karşı,ishale karşı,kabızlığa karşı
    İngilizcesi her ne kadar “carob” ise de, genelde “St.Johns Bread” olarak bilinir. Almanca’sı da “johannisbrot” dur. Her iki lisanda da “Yakup Peygamberin Ekmeği" anlamına gelir. Yakup peygamberin çölde ekmek yerine tükettiği bir meyvedir. Yaklaşık 5000 yıldan beri bilinen bir meyvedir. Birkaç yüzyıl öncesine kadar şeker yerine veya yapılan tatlılarda ağırlıklı olarak harnup kullanılırdı. Günümüzdeki beyaz şeker üretiminin başlaması ile bu kültür ve bu sağlıklı beslenme yapısı yok olmuştur. 1930 yıllarında İspanya’daki savaş esnasında çocukların sağlıklı beslenebilmelerini koruyabilmelerinde keçiboynuzu tüketiminin önemi çok büyük olmuştur. İkinci Dünya Savaşında alman işgalinde olan Yunanistan adalarında yaşamakta olan halk, açlık tehlikesini keçiboynuzu sayesinde aşmışlardır. Harnup ağacı ilk 15 yıl hiç meyve vermeyen bir ağaçtır. Yetişkin bir ağaç 1000 kiloya kadar meyve verebilmektedir.
    Keçiboynuzunun içerdiği çekirdeklerin her biri 0,2 gram gelir. Bu çekirdeklerin ebatlarına bakılmaksızın her biri aynı ağırlıktadır. Yani, tek bir harnup çekirdeği 0,2 gram ağırlığındadır. Bu 0.2 gram ağırlık neden bu kadar mühim diye soracak olursanız, cevabı eski çağlara kadar dayanır. Antikçağda ve daha öncesinde altın ve kıymetli taşları hassas olarak tartabilmek için keçiboynuzunun çekirdekleri kullanılmıştır. Günümüzde de 0,2 gramın karşılığı 1 Karat olarak kullanılmaktadır. Kıymetli taş veya metal satanların kullandıkları 1 Karat buradan gelmektedir. Karat kelimesi keçiboynuzunun (harnup) latince adı olan “Ceratonia” dan türetilmiştir. Beş tane keçiboynuzu çekirdeği 1 gram ağırlığındadır.

    Yıllar içerisinde insanlar harnupun beslenmedeki önemini unuttular. Çeşit çeşit hazır besinler tüm süpermarketlerde insanın hizmetine sunulurken, tabii (doğal) beslenme gelenekleri ve alışkanlıkları da yavaş yavaş ortadan kalkıyor... Son bir kaç yıldan beri tekrar eskiye dönüş yolları aranmaya başlandı... Avrupa’da “reformhaus” veya “bioladen” adı altındaki marketlerde zirai ilaç ve sunni gübre kullanılmadan yetiştirilen meyve ve sebzeler ayrıcalıklı olarak satılıyor. Hem de nerede ise göste- rişli sebze ve meyvelerin iki katı fiyatına... Bizde de durum pek farklı değil. Aynı şekilde, kepeğini içeren pirinç, normal pirinç fiyatının hemen hemen ikibuçuk misli fiyatla satılıyor. Halk pazarlarına giden insanlarımız satın alacakları sebzenin yayla sebzesi olup olmadığını sorup öyle alıyor. Onların “yayla”dan kastettikleri, hormon suz sebze. Yoksa, sebzenin gerçekte yüksek yaylalarda yetişmiş olması değil aranan... Örneğin, yayla domatesi, hormonsuz domates olarak algılanıyor. Gerçekten de hormonsuz olarak yetiştirilen domatesin tadı, içerdiği proteinlerin ve etkin maddelerin oranlarıda farklı. Biz tekrar harnup’a dönelim. Akdeniz bölgesinin sahil şeridindeki memleketlerden İtalya, İspanya, Kıbrıs ve Türkiye’de bol miktarda yetişmektedir. Keçiboynuzunun ortalama %35 i düşük moleküler yapılı karbonhidratlardan oluşur. Yine yaklaşık %40 ı yüksek moleküler yapılı nışasta içermektedir. Yağ oranı ise oldukça düşük olup ancak %1 dir. Kakaonun yerine kullanılabilen en mükemmel çözümü getirmiştir. Kakaoda bulunan kafenoid’leri içermez. Örneğin, keçiboynuzunda theobromin yoktur. Kakaoda yüksek miktarda bulunan yağ, harnupta sadece %1 dir. Kakaoda bulunan birkaç tane etkin madde migreni tetikleme özelliğine sahiptir. Migren şikâyeti olanlar genelde çikolataya karşı açlık duymaya başladıklarında migren ağrılarının başlama devresine girmişler demektir. Unutmayınız ki, çikolatanın temel maddesi kakaodur. Kakao’ya karşı alerjisi olanlara ideal bir alternatif çözüm getirmektedir. Eğer, kakao’ya karşı alerjiniz var ise, keçiboynuzunu rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Unutmayınız ki, kakao vücudumuzda alerjiye neden olan antikor üretimine sebep olmaktadır. Bu nedenle alerjiye yatkınlığı olanların veya alerjik reaksiyonları olanların kakao tüketiminde ölçülü olmalarını tavsiye ederim. Kakaolu kek pastaları tüketirken de ölçülü olmak gerekir. Özellikle okul çağındaki çocukların severek tükettikleri kakaolu süt ve ürünlerinde dikkatli olunuz. Eğer, çocuğunuzda alerjik şikâyetler var ise ve de alerjiye bağlı diğer rahatsızlıklar söz konusu ise (örneğin astım gibi) kakolu besinlere karşı ölçülü olmakta büyük faydalar vardır. Kakaoya karşı alerjisi olan (alerji tipi-IgE) çocuklar için keçiboynuzu mükem mel bir alternatiftir. Keçiboynuzunun kakao karşısındaki diğer avantajı da oksalik asit içermemesidir. Çocukların ve yetişkinlerin ishallerinin durdurulmasında keçiboynuzu ideal bir destekleyicidir. Keçiboynuzunun içeriğindeki lignin ve pectin miktarları öylesine ilginç bir dengeyle kuruludurki, mesleği gereği veya çalışma ortamlarından dolayı ağır-metal veya radyoaktif madde alımına maruz kalanlar için veya da ağır sanayi bölgesinde yaşayanların keçiboynuzu tüketimine önem vermelerini tavsiye ederim. Çünkü, vücuttan ağır-metallerin atılmasında oldukça etkilidir. Değerli okuyucu, teknolojinin ilerlemesi insana değişik kolaylıklar sağlamakta, çeşit çeşit hazır besinler günlük hayatımızda iş yerimizdeki masamızın üzerinde, evimizdeki mutfağımızda, çocuklarımızın okul kantinlerinde, benzin istasyonlarının marketleri benzin alırken bile dikkat çekici… Teknolojinin sunduğu bu tür kolaylıklar, insanın sağlıklı beslenmedeki tuzaklarıdır. Televizyonun karşısında bir kaç tane yavaş yavaş tüketeceğiniz keçiboynuzunun keyfini çıkarın. Birkaç zaman sonra vücudunuzda olumlu etkilerini hissetmeye başlayabilirsiniz. Eğer, şeker hastası iseniz, hiç çekinmeden günde birkaç tane çiğ olarak keçiboynuzu tüketebilirsiniz. Kan şekeriniz yükselmiyecektir. Çiğ olarak tüketilen harnubun kan şekerini yükseltemeyeceğini bulduğumda hiç şaşırmadım diyebilirim. Çünkü, bu özelliğinin, içerebileceği bazı etkin maddelerde saklı olduğu şüphesini uzun zamandan beri taşıyordum.

    Harnup’un, sağlıklı ve dengeli beslenmede çok önemli bir yeri vardır. Çok düşük oranda yağ içermektedir. Düşük kalorilidir. Yenildiği zaman insanı uzun zaman tok tutar. Eskiden beri bilinen olumlu yönleri vardır. İshale karşı mükemmel takviyedir. Kabızlık şikâyeti olanların da tüketmesi gereken bir meyvedir. Belirli bir dönem keçiboynuzu tüketenler, sindirim sistemlerinin nasıl harekete geçtiğini ve kabızlık problemlerinin de yavaş yavaş ve düzenli bir şekilde ortadan kalktığını hayretle görebileceklerdir. Kısaca, hem ishal hem de kabızlık şikâyetlerine karşı kullanılır. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin bilincinde olan bir çok bilim adamı tanımaktayım... Onlar çikolata, kek veya kremalı pasta yerine harnup’u tercih etmektedirler.
    Keçiboynuzu, Anadolu’da harnup olarak da bilinir. Batı Akdeniz bölgesinde kısaca “boynuz” da denilmektedir. Keçiboynuzunun en büyük özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidirki, kullanmaya başladıktan hemen sonra sonuç almak mümkün olabilmektedir. Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir başarıyla uygulanabilir. Bir çok insan tanıdım, alerjik nefes darlığı çeken, bu insanlar yılın belli mevsimlerinde kortizon tedavisinden başka çare bulamayanlardı. Öksürük krizlerinin nedenli şiddetli olduğunu anlatıyorlardı. Keçiboynuzunu önerdiğim bu insanların çoğu daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıklarını anlatıyorlardı. Çocuklarda, keçiboynuzu (harnup) kürünü uygularken dikkat edeceğiniz en önemli nokta, günde bir defa ve sadece sabah kahvaltısı arasında tüketilmesidir. Öğle veya akşam uygulanmaması gerekir. Guatr rahatsızlığından dolayı nefes darlığı çekenler de bu kürden olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmişlerdir.
    Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit insan sağlığı üzerinde öylesine çok yönlü özellikleri olan bir maddedirki, bu özelliklerinden bazıları aşağıdaki tabloda belir- tilmiştir.
    Aşağıdaki tablodan da görüldüğü gibi gallik asit çok yönlü bir maddedir. Bu maddenin belirtilen bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir.
    Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun desteği bulunmaz bir imkan... Akciğerlerde oluşan ödeme karşı spesifik olarak etkilidir. Balgam söktürücü gücü ve astıma karşı olan tedavi edici gücü çok fazladır. Sigara içenler keçiboynuzu kürüne başladıktan bir kaç gün sonra nasıl balgam çıkardıklarını hayretle gözleyebilecekler dir.

    Keçiboynuzunun, insanlığın korkulu rüyası akciğer kanserini önlediğini gördüğüm zaman, heyacanımdan günlerce uyku uyumadığımın farkına bile varmamıştım. Keçiboynuzunun bu koruyucu ve önleyici özelliği tabiat ananın insanlara olan bir lütfudur. Ödemli akciğer kanseri hastalarda, ödemin uzaklaştırılmasında keçiboynu- zunun olumlu etkisi hiçde yabana atılmayacak kadar önemlidir.
    Keçiboynuzu, akciğer kanserini önleyen mükemmel bir meyvedir. Ancak, akciğer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü çok zayıftır. Burada da belirtmekte tekrar fayda görüyorum; Bir bitkinin hastalığı önleyici özelliği ile o hastalığı tedavi etme özellikleri birbirlerinden farklı şeylerdir. Keçiboynuzu kürü insan vücudunda bulunan OGG1 (8-OxoGuanine DNA Glycosylase) enzimini aktive etme özelliğine sahiptir. OGG1 enzimi, akciğer kanserinin oluşumunda oldukça etkilidir. Akciğer kanserine yakalanmış hastalarda OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olduğu gözlenmiştir. Yapılan klinik deneyler OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olması durumunda, akciğer kanserine yakalanma riskinin on misli artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Keçiboynuzu (harnup) kürü OGG1 enziminin aktivitesini yükselterek, bu kanser türüne karşı güçlü bir önleyici özellik göstermektedir. Bu özellik aynı zamanda taze sıkılmış havuç küründe de bulunmaktadır. Sigara içenlerin zaman zaman keçiboynuzu kürünü uygulamalarında, akciğer kanserine karşı önleyici gücünden dolayı büyük faydalar vardır. OGG1 enziminin diğer bir özelliğide DNA yı tamir etme özelliğinin olmasıdır.

    Keçiboynuzu aynı zamanda hareketli sperm sayısını artıran özelliğe de sahiptir. Aktif sperm sayısı az olan ve az sperm sayısından dolayı çocuğu olmama riski yüksek baba adaylarının kullanmasında çok büyük fayda vardır. Kısaca, sperm sayısı az olanlar için ideal bir bitkisel çözümdür. Bugüne kadar hareketli (aktif) sperm sayısının azlığından dolayı baba olamayan onlarca insan tanıdım, hemen hemen hepsi de keçiboynuzu kürünü uyguladıktan 4-5 ay sonra baba olacaklarının heyecanı ile beni aramışlardır. İsviçreli çok yakın bir aile dostum aynı sorunla karşı karşıya idi. Kendisi uzun yıllar bu konuda çok değişik tedaviler görmüş ve sonuç hep başarısızlıkla neticelenmişti. Kendisine keçiboynuzu kürünü önerdiğim zaman bana tereddütle bakarak “şaka yapıyorsun herhalde” demişti. Ne de olsa 13 yılın verdiği başarısızlık ve ümitsizlikte vardı. Ama bu konuda çok ciddi araştırma sonuçlarımın olduğunu söyledim. Bunun üzerine derhal uygulamaya karar verdi. Türkiye’den keçiboynuzu getirttim ve kullanmaya başladı. Kullanmaya başladıktan 5 ay sonra baba olabileceğini öğrendiğinde mutluluğunu ilk benimle paylaştı. Bir kaç ay sonra bana keçiboynuzunun içerdiği ilgili etkin maddenin ne olduğunu sordu ve bunu hemen ilaç sanayine kazandırabileceğimi ve ticari olarak da iyi para kazana- bileceğimi söylemişti. Ben de bitkiler üzerine yaptığım tüm çalışma ve araştırmalarımı insanlığın hizmetine karşılıksız olarak sunduğumu ve herhangi bir beklentimin olmadığını söyledim. Meslekdaşım üç çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor.

    Keçiboynuzu ve sperm hareketliliği
    Erkeklerdeki sperm sayısının 40 milyon/ml veya yukarısı normal değerdir. Bu sayı azaldıkça kadının hamile kalabilme olasılığı da azalır. Mühim olan sadece sperm sayısı değildir. Sperm sayısı normal düzeyde (40 milyon/ml ve yukarısı) olsa bile, eğer hareketli sperm sayısı az ise bu taktirde kadının hamile kalma riski de azalır. Spermlerin hareketliliği de önemlidir. Toplam sperm sayısı 7-8 milyon/ml civarında olupta baba olan bir çok insan tanıyorum. Bu nasıl oluyor? Uygulanan keçiboynuzu kürü, düşük seviyede olan 7-8 milyon/ml içerisindeki hem hareketli sperm sayısını yükseltiyor hem de hareketli spermleri daha hareketli duruma getiriyor. Bir taraftan az sayıdaki hareketli sperm sayısını yükseltmekte diğer taraftan da mevcut hareketli spermlere daha fazla hareketlilik kazandırmaktadır. Normal sperm sayısı oldukça düşük olmasına rağmen, spermlerin belli bir yüzdesinin hareket hızı yükseldiğinden hedefe (yumurtaya) ulaşma oranı yükselmektedir. Bu sayede sperm sayısı normal sayının altında olmasına rağmen hamilelik başlayabilmektedir.

    Keçiboynuzu ve sperm acrosome aktivitesi
    Hamileliğin oluşabilmesi için sperm sayının normal düzeyde olması gerektiğini belirtmiştim. Bazı durumlarda toplam sperm sayısı normal seviyesinde olmasına rağmen ve de hareketli sperm sayısı da normal iken buna rağmen hamilelik çok zor gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi nedir? Spermlerin baş kısmında bir kesecik bulunmaktadır. Bu keseciğe acrosome denir. Bu keseciğin içerisinde çok sayıda değişik enzimler bulunmaktadır. Sperm, yumurtaya temas ettiği anda, acrosome içerisindeki enzimler yumurtanın membranını (zarını) parçalarlar (çözerler, eritirler) sperm yumurtanın içerisine girer ve döllenme başlar. İşte, yumurta zarı ile temas eden sperm-acrosomunun içerdiği enzimler yeterli aktiviteye sahip değiller ise, yumurtanın membranını (zarını) parçalayamazlar (eritemezler, çözemezler). Ve yumurtanın döllenmesi mümkün olmaz. Görülüyorki, hareketli sperm yumurtaya ulaşmasına rağmen döllenme mümkün olmayabilmektedir. İşte, keçiboynuzu kürü hem hareketli sperm sayısını artırmakta hem hareketli spermleri daha hareketli kılmakta, hem de spermin baş kısmında bulunan acrosome içeriğindeki enzimlerin aktivitesini yükselterek, yumurta zarının parçalanmasına imkân sağlamaktadırlar. Çoğu zaman toplam sperm sayısı normal seviyenin altında olmasına rağmen (7-8 milyon/ml) keçiboynuzu kürü ile döllenme gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi harnubun, spermlere, sayıca az olmalarına rağmen hareketlilik kazandırarak yumurtaya ulaşmasını sağlamak ve acrozom içerisindeki enzimlerin aktivitesini artırarak da yumartanın membranını kolayca parçalayabilme imkânlarını sağlaması dır.
    İktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm keçiboynuzudur. Keçiboynuzu kürünün etkisini viagra ile mukayese etmek mümkün değildir. Keçiboynuzu kürü, ****darsızlığa karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir. Aksine, ****darsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür ile de ****darsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri keçiboynuzu kürü, ****darsızlığa karşı mükemmel bir çözümdür. Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama ****darsızlık şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı, keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur.

    Keçiboynuzu kürü uygulanırken, ****darsızlığa karşı etken olan etkin maddelerinin vücutta önce depolanmaları gerekir. Bu etkin maddeler vücutta ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra etkisini, hücre içindeki transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak) göstermeye başlarlar. Hücre içinde etkinliğini (aktifliğini) kayıp etmiş olan bazı enzimleri aktive ederek şikayetlerin ortadan kalkmasına neden olurlar. Etkin maddelerin, vücudumuzda depolandıktan sonra etkilerini göstermeye başlamaları hemen hemen bütün bitkisel kürler için geçerlidir. Genel olarak, bitkisel kürlerin sonuca ulaşması (etki edebilmesi) zaman almaktadır. Bunun nedeni kürün uygulanması esnasında etkin maddelerin önce vücudumuzda depolanması gerektiğindendir. İşte, bu depolanma süresi zaman almaktadır. Bu nedenle bitkisel kürleri uygularken sabırlı olmak gerekir. Bu kürü uygulamak isteyen şeker hastalarının önce hekimlerine danışmaları gerekir. Çünkü, keçiboynuzu fazla miktarda şeker içermektedir. Yaklaşık 85 000 ppm fruktoz, 95 000 ppm glukoz 215 000 ppm sakaroz içerir. Diğer bir ifadeyle eğer, 100 gram keçiboynuzu tüketilir ise, yaklaşık 8.5 g fruktoz, 9.5 g glukoz ve 21.5 g sakaroz’u vücudumuza almış oluruz. Bu kürü uzun müddet uygulayanların göz ardı etmemeleri gereken bir nokta da, bir miktar kilo aldırmasıdır. Değerli okuyucu, aşağıdaki uygulama şekillerinden her hangi birine göre keçiboynuzu kürünü uygulamaya karar verirseniz veya da keçiboynuzunu çiğneyerek tüketirseniz kan şekerinizin yükselmeyeceğini biliniz. Şeker hastalarının bir çoğu keçiboynuzunun kan şekerlerini yükselteceğini zanne- derler, halbuki bu doğru değildir. Kan şekerini yükselten keçiboynuzunun pekmezi- dir. Bu nedenle şeker hastalarının keçiboynuzu pekmezini tüketirken dikkatli olmaları ve hekimlerine danışmaları gerekir. Tekrar belirtmekte fayda görüyorum, aşağıda belirtmiş olduğum uygulama şekillerine göre, haşlanmış keçiboynuzu suyunun şeker hastalarında da kan şekerini yükseltmeyeceğidir. Çok sık karşılaştığım bir soru da şudur, “Keçiboynuzu çiğ olarak tüketildiğinde veya haşlama suyu içildiğinde neden kan şekerini yükseltmiyor? Çünkü, keçiboynuzu fruktoz, glukoz ve sakaroz gibi şeker çeşitlerini bol miktarda içermektedir.” Bu sorunun cevabı, keçiboynuzunun aynı zamanda şeker dengeleyici etkin maddelere sahip olmasında yatmaktadır. Keçiboynuzu pekmezinin elde edilmesi esnasında, şeker dengeleyici etkin maddeler büyük bir oranda yok olduğundan, pekmezi kan şekerini yükselt- mektedir. Bir çok kimse, pekmezinde de aynı şifa gücü vardır diyerek, keçiboynuzu kürlerini pekmezi ile yapmaktadırlar. Bu doğru değildir. Keçiboynuzu pekmezi belirtmiş olduğum rahatsızlıklara karşı en fazla %20 oranında etkilidir. Yeri gelmişken önemli bir noktayı açıklamakta fayda görüyorum; Keçiboynuzunu suda haşlarken kesinlikle on dakikadan fazla haşlamayınız. On dakikanın üzerindeki haşlama süresinde kan şekerini yükseltme riski başlamaktadır. Aşağıda vermiş olduğum uygulama şekillerinde haşlama süreleri, uygulanacak olan küre göre üç ile sekiz dakika arasında değişmektedir. Dikkat edilecek olursa, keçiboynuzu ile ilgili olarak belirtmiş olduğum hiçbir kürde sekiz dakikanın üzerinde haşlama süresi yoktur.
    İyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) şikâyeti olanların zaman zaman keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmeleri çok faydalıdır. Çünkü, iyi huylu prostat büyümesine neden olduğu bilinen 5-alpha-reductase enziminin aktivitesini düşüren (inhibe eden) beş tane etkin maddeye sahiptir. Bu etkin maddelerden en önemli iki tanesi palmitic acid ve stearic acid’dir. 5-alpha-reductase enziminin aktivitesi ne kadar yüksek ise iyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) o kadar hızlı gelişir. Prostatın büyümesi bir takım şikâyetleri de beraberinde getirmektedir. İyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu şikâyetlerin başında idrar yapma zorluğu, idrar kesesini tam boşaltamama, sık sık idrara çıkma isteğidir. Geceleri bir den fazla idrara kalkma. İdrar yaparken çatallanma veya fıskıye şekli.

    Kitapta belirtilen tüm uygulamaları size önerildiği şekilde hazırlayınız ve uygulayınız. Uygulama sürelerine ve miktarlarına uyunuz. Tabiatana bir denge, nizam ve kural üzerine kuruludur ve de belirli kurallara göre çalışmaktadır. İnsanda, tabiat ananın bir parçası olduğuna göre, insan vücudu da aynı şekilde belirli dengeler çerçevesin de çalışmaktadır. Örneğin, demir. Demir, insan vücudu için hayati önem taşıyan bir maddedir. Demirin eksikliği de, fazlalığı da insan vücudu için zararlıdır. Bazı insanlar vitaminlerin çok faydalı olduklarına inandıklarından dolayı vitamin haplarını fazla fazla kullanırlar. Çünkü, fazlasının insan vücuduna zarar vermediğini zannederler. Unutmayınızki, vitaminlerin eksikliği sağlığımız açısından hayati önem taşırlarken, fazlasıda vücudumuza zarar verirler. Aynı şekilde size önerilen bitkileri de belirtildikleri şekilde kullanmak gerekir. Fazla kullanarak daha çabuk sağlığıma kavuşurum diye düşünmek yanlıştır. Doğru olan, hastalığın ve şikayetlerin durumu- na göre önerilen kürü dönem dönem tekrar etmektir.

    Değerli okuyucu, keçiboynuzunun değirmende öğütülerek un haline getirilmiş ve hazır paketlenmiş şeklini bulmak mümkündür. Keçiboynuzunun pekmezi de satılmaktadır. Her ikisi de kitabımda bahsettiğim kürler için uygun değildir. Çünkü, öğütülme (un haline getirme) esnasında havayla temas eden bir çok etkin madde oksitlenerek veya havanın oksijeni ile reaksiyona girerek tedavi edici özelliğini kayıp etmektedir. Keçiboynuzu pekmezinin de aynı derecede etkili olabilmesi için üretimi esnasında uygulanması gerekli bazı kurallar vardır. Bu kurallar yerine getirildiği ve önlemler alındığı taktirde keçiboynuzu pekmezi de aynı amaçla kullanılabilir hale getirilebilir. Ancak, piyasada mevcut hiç bir marka henüz amaca uygun üretim yapamamaktadır. Tıpkı, taze sıkılmış meyve sularının vakit geçirmeden içilmesi gerektiği önerisinde olduğu gibi... Örneğin, taze sıkılmış meyve suyunun içerisindeki C-vitamininin havayla temas ederek (oksitlenenerek) vitamin özelliğini yavaş yavaş yitirdiği gibi. Keçiboynuzundan pekmezi yapılırken de uzun müddet kaynatıldığı içindirki içerdiği bir çok etkin madde özelliğini kayıp etmekte veya önemli ölçüde keçiboynuzunun şifa veren gücü zayıflamaktadır. Bu nedenle, kitabımda bahsettiğim keçiboynuzu kürlerinden başarılı sonuç alabilmek için onun tabii halini kullanmak gerekir. Aktarlarda bu amaçla tabii haldeki keçiboynuzunu bulmak mümkündür. Hem daha ucuz hem de çok daha etkili. Aktarlardan keçiboynuzunu alırken dikkat etmeniz gereken nokta, kırılmamış, ezilmemiş ve parçalanmamış olmalarıdır. Kısaca, satın alacağınız keçiboynuzlarının tüm halde olmasına özen gösteriniz. Kür amaçlı kullanılacak keçiboynuzunun pekmezi veya çiğ olarak tüketilmesi uygun değildir. Ancak, şikayetiniz kabızlık veya ishal ise bu durumda çiğ olarak tüketilmesi gerekir. Söz kabızlıktan açılmışken, ayva çiğ olarak tüketildiği taktirde kabızlığı tetikleyen bir meyvedir. Eğer, pazardan aldığınız ayva çok sert ise, onu kabızlığa karşı kullanabilirsiniz. Yarım litre kaynamakta olan suyun içerisine orta büyüklükteki ayvayı kabuklarını soymadan ortadan en az dörde bölerek atınız. Kaynayan suyun içerisine atmadan çekirdeklerini mutlaka çıkartınız ve hafif ateşte sadece dört dakika haşlayınız. Ilımaya bırakınız. Ilık olarak suyunu içiniz. Arzu edilirse pişmiş ayva parçalarını da tüketebilirsiniz. Çiğnemesi hem kolay hem de bağırsak florasını düzenleyici ve de sindirime yardımcıdır. Bu amaçla halk arasında “ekmek ayvası” olarak bilinen cinsini kullanmayınız. Bu özellik sert ayvada vardır.

    Akciğer kanseri ve keçiboynuzu
    Değerli okuyucu, akciğer kanseri hastalarında radyoterapiye bağlı fibroz doku oluşabilmektedir. Fibroztik dokunun oluşması neticesinde ödem oluşabilmekte ve bu durum hastanın yaşam kalitesini oldukça zorlaştırmaktadır. Fibroz doku oluşumu aynı zamanda öksürüğü de tetikleyerek hastanın şiddetli öksürük krizleri yaşamasına neden olabilmektedir. Ayrıca, fibroz dokunun oluştuğu bölgede sekresyon (vücut sıvısının salgılanması) artışı olduğundan öksürükle beraber sarı renkli sekret sıvı da dışarı atılmaktadır. Genel olarak, akciğerde oluşan ödemi uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü mükemmel bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü akciğere yönelik olarak ödemi uzaklaştırmakda spesif****r. Adeta, akciğer ödemini uzaklaştırmak için yaratılmıştır. Diğer organ ve dokulardaki ödemi uzaklaştır ma da bu kadar etkin değildir. Bunun için dört nolu kür uygulanmalıdır. Bazı hastalar, ödem uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü uygulanırken öksürük nöbetlerinin artış gösterip göstermediğini sormaktadırlar. Bu sorunun cevabı şöyledir, keçiboynuzu kürü sekresyonu inhibe ettiğinden (salgılamayı yavaşlattığından) aksine, hasta daha az öksürük tetiklemesi yaşar ve de sekresyonun azaldığını da öksürük esnasında daha az miktarda sarı renkli sekret atıldığını gözleyerek anlar.
    ************************************************** ****************************************
    İktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm keçiboynuzudur.Keçiboynuzu kürünün etkisi viagra ile mukayese etmek mümkün değildir. Keçiboynuzu kürü ,****darsızlığa karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir.Aksine,****darsızlığı tedavi ederek uzu bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir.İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri keçiboynuzu kürü,****darsızlığa karşı mükemmel bir çözümdür.Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama ****darsızlık şikayeti olan erkekler için ideal bir yardımcıdır.Viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı,keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirmektedir.Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur.
    Aktarlardan keçiboynuzu alırken dikkat etmeniz gereken nokta,kırılmamış,ezilmemiş ve parçalanmamış,kısacası bütün olmalarıdır.
    Kür amaçlı kullanılacak keçiboynuzunun pekmezi veya çiğ olarak tüketilmesi uygun değildir.Ancak,şikayetiniz kabızlık veya ishal ise bu durumda çiğ olarak tüketilmesi gerekir.
    Piyasada satılan keçiboynuzu pekmezlerinden hiçbir marka henüz amaca uygun üretim yapamamaktadır.Tıpkı taze sıkılmış meyve sularının vakit geçirmeden içilmesi gerektiği önerisinde olduğu gibi…Örneğin,taze sıkılmış meyve suyunun içerisindeki C vitaminini havayla temas ederek ( oksitlenerek ) vitamin özelliğini yavaş yavaş yitirdiği gibi.Keçiboynuzu pekmezi alırken de uzun müddet kaynatıldığı içindir ki,içerdiği bir çok etkin madde özelliğini kayıp etmekte veya önemli ölçüde keçiboynuzunun şifa veren gücü zayıflamaktadır.
    Keçiboynuzu ile Zayıflama ve de Sağlıklı Beslenme
    Öğünlerden 1 saat önce çiğ olarak tüketeceğiniz 2-3 tane keçiboynuzunun sizi nasıl uzun müddet tok tuttuğunu hayretle gözleyebilirsiniz.Olgun ( kahverengi – siyah ) tüketmek gerekir ve de uzun uzun çiğnenmesine özen göstermelidir.Keçiboynuzu tatlıya karşı olan iştahınızı giderirken,size kilo da aldırmayacaktır.Keçiboyuzu çiğ olarak tüketildiğinde veya haşlama suyu içildiğinde ne kollestrolünüz ne de kan şekeriniz yükselmeyecektir.Çünkü keçiboynuzu aynı zamanda şeker dengeleyici etkin maddelere sahiptir.Şeker hastaları çekinmeden tüketebilirler.Bu kural keçiboynuzu pekmezi için kesinlikle geçerli değildir.Çünkü pekmezin elde edilmesi esnasında,şeker dengeleyici etkn maddeler büyük oranda yok olduğundan,pekmezi kan şekerini yükseltmektedir.
    Kür 1: Genel nefes darlığı ve alerjik nefes darlığı ve de soğuk alerjisi durumunda
    Orta büyüklüğündeki keçiboynuzundan 6-7 adedini önce soğuk su altın da yıkayınız.Daha sonra bunları küçük küçük ( 3-4 cm uzunluğunda ) kırarak,kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suyun içine atınız.Hafif ateşte 7-8 dakika kaynatınız.Soğuduktan sonra süzerek suyunu cam şişeye doldurunuz.Buzdolabında en fazla 3 gün bekleyebilir.
    Hergün sabah,kahvaltı arasında ve akşam yemeğinden önce bir çay bardağı içilir.Yalaşık yarım litre olarak hazırladığınız keçiboynuzu suyu 3 gün buzdolabında bozulmadan korunabilir.Her 3 günde bir taze olarak hazırlamak gerekecektir.Hiç ara vermeden 20 gün uygulayınız.20 gün tamamlandıktan sonra aynı şekilde ara vermeden 15 gün devam ediniz.15 günlük kürü uygularken bir çay bardağı içerisine bir küçük çay kaşığı bal ilave edip karıştırınız ve sabah kahvaltınız arasında vede akşam yemeğinde önce birer çay bardağı içiniz.Keçiboynuzu kürünü uygularken sabah kahvaltınızda ayrıca bal tüketmeyiniz.
    Dİkkat : 5 ile 12 yaş arasındaki çocuklarda nefes darlığı veya alerjiye bağlı nefes darlığı söz konusu ise,bu takdirde uygulama 1’e göre sadece bir çay bardağı sabah kahvaltısı arasında içilecektir.Akşam yemeklerinde içilmeyecektir.
    Dikkat: Bu kürü uygularken kahvaltıda ayrıca bal tüketmeyiniz.Daha güçlü olur diye bir çay kaşığından daha fazla bal ilave etmeyiniz.
    Kür 2 : Akciğer kanserini önleyici olarak
    Kür 1 den önemli farkı ve dikkat edilmesi gereken nokta kaynama süresidir.Soğuk su altında 6-7 adet keçiboynuzunu yıkadıktan sonra 600-650 ml ( yarım litreden biraz fazla ) kaynamakta olan suyun içine kırarak atınız.3-4 dakika hafif ateşte ağzı kapalı olarak kaynadıktan sonra 20 dakika soğumaya bırakınız.20 dakika sonra keçiboynuzu parçalarını temiz bir kaşık ile kabın içerisinden çıkartınız.soğuduktan sonra temiz bir kaba suyunu alınız.Her ay 4 gün,sabah ve akşam birer çay bardağı içilir.
    Kür 3 : Hareketli sperm sayısı ve kalitesini arttırıcı ve de erkeklerdeki ****darsızlığa karşı
    Kaynakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız.Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız.Kayna süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 20 dakika dinlendiriniz.Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız.Soğuduktan sonra yarısını sabah aç karnına,diğer yarısını da akşam yatağa giderken içiniz.Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz.Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca hergün akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz.Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayınız.
    Kür 4: Akciğer ödeminde
    Kaynamakta olan yaklaşık yarım lire suya 6-7 adet keçiboynuzu küçük küçük kırarak atınız.Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 6 dakika kaynatınız.15 dakika dinlendiriniz.Sonra kaşıkla parçaları çıkarınız.Soğuduktan sonra üçte birini sabah aç karnına, üçte birini öğlen aç karnına,son kalan üçte birini de akşam yatağa giderken içiniz.Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz.İkinci haftadan itibaren haftada 4 gün ödem tamamen bitene kadar kür uygulamaya devam edilir.
    Kabızlığa karşı Ayvada iyi gelmektedir :
    Ayva çiğ olarak tüketildiği takdirde kabızlığı tetikleyen bir meyvedir.Eğer pazardan aldığınız ayva çok sert ise,onu kabızlığa karşı kullanabilirsiniz.Yarım litre kaynamakta olan suyun içine orta büyüklükteki ayvayı,kabuklarını soymadan,ortadan en az dörde bölerek atınız.Kaynayan suyun içerisine atmadan çekirdeklerini mutlaka çıkarınız ve hafif ateşte sadece dört dakika haşlayınız.Ilımaya bırakınız.Ilık olarak suyunu içiniz.Arzu edilirse pişmiş ayva parçalarını da tükedebilirsiniz.Çiğnemesi hem kolay hem de bağırsak florasını düzenleyici ve de sindirime yardımcıdır.Bu amaçla halk arasında “ ekmek ayvası “ olarak bilinen cinsini kullanmayınız.Bu özellik sert ayvada vardır.
    Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Bilmeniz gereken nokta kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, bu kitaptaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Bu kitabın içindeki bilgilerin kesinlikle teşhis amacı yoktur.

    Prof.Dr.İbrahim Adnan SARAÇOĞLU-Bitlisel Sağlık Rehberi Kitabından
    Düzenleyen xhardlove : 02-07-2008 at 14:32


Gönderme Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konuda cevap yazamazsınız
  • Eklenti yapamazsınız
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  
  • BB Kodları Açık
  • Smiley'ler Açık
  • Resim Kodları Açık
  • Video Kodları Açık
  • HTML Kodları Kapalı