DAB (Digital audio broadcast) üzerine güzel bir makale

Yıllar boyunca dijital teknoloji müzik sektörünün her türünde var oldu. Ama kullanılan radyo teknolojisi hep analog, yani eski tip kaldı, pek dijital olamadı. Son zamanlarda ise ‘recordable media’ denen ve üstüne kayıt yapılabilinen dijital CD ve şimdi de dijital DVD son derece popüler hale geldi.

Radyoda ise dijital teknoloji en azından beş yıldır mevcut. Adı DAB, yani ‘digital audio broadcasting’. Teknoloji hazır ama ortada bir sorun var. Acaba dijital radyo bir ‘mass medium’ yani yaygın kullanım teknolojisi olabilecek mi? DAB neden her evde hazır değil? Aşağıda The Independent Gazetesi’nde yayınlanmış bir incelemenin özeti var. İlginç olduğunu düşünüyoruz.

Radyonun analog kalmasının çeşitli nedenleri var. Birincisi, elinizde yeni teknolojiye göre yapılmış dijital bir radyo aygıtı gerekli. Birçok tip dijital radyo aygıtının çalınabilmesi için de ek olarak bir bilgisayara ihtiyaç var. İkincisi, bugüne kadar DAB aygıtlarında kullanılan çip üniteleri çok pahalı idi ve korkunç boyutta elektrik kullanıyorlardı. Bu yukarda sayılan iki dezavantaja rağmen DAB teknolojisinin bir de avantaj sağladığı gerçeği var.

Dijital radyo sistemi DAB kabaca saniyede 200 kilobit data aktarabiliyor, yani ev bilgisayarlarında kullanılan modemlerin tam dört misli kadar hızlı.Konuyu bilenler ses kalitesinin dijital radyo teknolojisinin geleceğini belirlemek açısından pek önemli olmadığını söylüyorlar. Eksperler esas konunun maliyet ol-duğunu vurguluyorlar. İngiliz istatistiklerine göre İngiltere’de şu anda 52 bin DAB aygıtı kullanır halde, halbuki 75-100 milyon arasında analog teknoloji ile çalışan radyo bulunuyor.

Yani DAB henüz yaygın değil. Alışkanlıkların değişebilmesi, yeni aygıt satılabilmesi için aygıtların ucuzlaması gerek. DAB çiplerinin pahalılığı da dijital radyo fiyatlarını esas yüksek tutan faktör. Çiplerin ucuzlamaya başlamış olması fiyatları aşağıya çekmeye başlayacaktır ancak bir sorun da dijital radyo çiplerinin fiziki boyutunun büyüklüğü. Ancak bu yıl bir cep telefonu büyüklüğünde dijital radyo yapmaya izin verecek boyutta çipler üretilmeye başlamış, çip giderek de küçülüyormuş. Bu da otomobillere ve cep telefonlarına monte edilmeleri sonucunu getirecek gibi gözüküyor. Mesela Ford, ürettiği otomobillere dijital radyo takmayı planlıyor.

Fakat eksperlerin esas heyecanlı oldukları konu dijital radyonun data aktarma ve depolama konusundaki üstünlüğü. DAB teknolojisi çok da-ha fazla istasyon taşıyabiliyor. Dijital teknolojide 240 KB data yeri mevcut. Bu özellik radyonun başka bir açıdan bir saat kadar bir radyo yayınını kayıt edip saklayabilmek özelliğine kavuşmasına yol açıyor.

Sonuçta teknoloji gelişir, küçülür ve ucuzlarken, radyonun da dijital devrime zaman içinde boyun eğeceğini söylemek mümkün.

Gelelim DAB’ ın ülkemizdeki teknik gelişim sürecine… 1995 yılında yapılan Wiesbaden toplantısında,1452-1467.5 MHz frekans bandı T-DAB (Karasal Dijital Radyo Yayınları) için ve 1467.5-1492 MHz. ise S-DAB (Uydudan Dijital Radyo Yayıncılığı) için ayrılmıştı. Ayrıca, TV VHF 12. kanalının da karasal dijital radyo yayıncılığı için ayrıldığı Telekomünikasyon Kurumu tarafından duyurulmuştu. Frekanslar ve yayın standartları konusundaki belirsizlik ise sürmekte ve RTÜK bu konuda henüz bir düzenleme yapmamıştır. Öte yandan dijital radyo yayıncılığı genellikle doğrudan yayın uydularından (DBS) yapılmakta. Ancak bu yayınlar mobil cihazlarca alınamamakta. Bu sorun, L-band uydularından yapılan dijital radyo yayınlarında çözülmüştür. Ekim 1998’de fırlatılan ve 21 derece Doğu pozisyonunda yörüngeye yerleştirilmiş bulunan Afristar uydusu ile L-bandı üzerinden dijital radyo yayıncılığı mobil radyo alıcı cihazları için de olanaklı hale geldi. Capital Radio, WorldSpace grubu kapsamında Afristar üzerinden 1471 MHz frekansında dijital radyo yayını yaparak 1 milyarın üzerinde kişinin yaşadığı bir kapsama alanına ulaşabilmektedir.

1960’larda radyo, evlerimizden dışarı çıkarken yayın içeriğini nasıl değiştirdiyse, dijital radyo da, radyo yayın içeriğinde önemli değişikliklere yol açacağa benziyor. 1960’lı yılların moda bir tüketici elektroniği deyimi olan Hi-Fi (high fidelity=yüksek sadakat) artık aşılmış durumda, onun yerine “CD-quality” deyimi meraklılarca tercih ediliyor. 16 bitlik derinlik ve 44 KHz.lik örnekleme frekansına sahip bir ses kalitesi demek olan CD-kalitesi, dijital radyo yayıncılığında yaklaşık CD-kalitesi olarak gerçekleşiyor. Bu kalite, daha önceki radyo teknolojilerindeki ses kalitesinden bir hayli yüksek seviyelere denk düşüyor.

Tıpkı nasıl FM radyo yayıncılığı, AM radyo yayıncılığı karşısında ses kalitesinde belirgin bir yükselişe neden olduysa, dijital radyo yayıncılığı da analog radyo yayıncılığı karşısında ses kalitesi bakımından önemli bir sıçramayı temsil ediyor. Bu nedenle dijital radyo yayın içeriğindeki önceliği belirgin olarak müzik alıyor.

Uydularda tematik müzik kanalları diye adlandırılabilecek ve sadece be-lirli tür müziğe yer veren yüzlece dijital radyo ya-yını var. Etnik jazz, senfonik rock, akdeniz müzi-ği, 60’lar müziği, film müzikleri, nostalji müziği vb. alanlarda ihtisaslaşmış müzik yayını sunan radyo yayınlarına çoğu kez ücretsiz erişmek olanaklı. Dijital radyo ile yayın içeriklerinde gözlenen diğer bir değişim yönü ise yerel radyo yayınları. Yukarıda değindiğimiz band genişliği tasarrufu sayesinde küçük bütçelerle yayın yapabilen bir yerel radyonun geniş coğrafyalara erişmesi olanaklı. Bugün örneğin küçük bir İtalyan yerel radyosunu Anadolu’da bir yerden dinlemek mümkün. İhtisaslaşmış yayın içeriği, özellikle internet üzerinden yapılan dijital radyo yayıncılığında belirginleşen bir eğilim.

Örneğin Üniversite radyoları internet radyoculuğunda ön sıraları alıyorlar. Tematik yayıncılık açısından internetin,radyo yayıncılığında yeni bir çığır açtığı söylenebilir. Ancak internet üzerinden dijital radyo dinlemek için gerekli olan bilgisayar sistemimizi de yine evimizin bir köşesine yerleştirmeliyiz. İnternet üzerinden radyo yayıncılığı da henüz tam bir mobil kullanıma olanak vermiyor. Ayrıca internette neredeyse kronik olarak yaşanan band genişliği sorunu da, internet üzerinden dijital radyo yayıncılığı açısından önemli bir dezavantaj.

Bu sorunu aşmak için geliştirilen ses iletim algoritmaları, birden çok standartın bir arada yaygınlaşmasına yol açtı. Ancak yine de kesintisiz, yüksek ses kalite sinde bir internet radyo yayını için bir çok böl-gedeki alt yapı henüz yetersiz. Bu nedenle internet üzerinden dijital radyo yayıncılığının olgunlaşması için biraz daha beklemek gerekecek gibi görünüyor.

Evimize geri dönen radyo bu kez dijital teknolojisiyle oldukça güçlü ve iddialı. Radyo dinleyicileri, yeni çıkan diğer medya türleri karşısında onu asla terketmeyenler başta olmak üzere, bu yeni haliyle radyodan yeni ve değişik hazlar alacaklar. Radyo, kendine tehdit oluşturan yeni medya türleri karşısında bu kez konumunu sağlamlaştırmışa benziyor. Dijital teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi teknolojik imkanların radyo deneyimini daha da arttırması için daha fazla olanak sağlıyor. Ne var ki, yayıncılar hiç bir zaman radyonun esasını ve eşsizliğini unutmamalı.Televizyon,yazılı basın ve en son multimedya platformlarına rağmen radyo nasıl ayakta kalabilmektedir? Bunun sebebi sadece radyo dünyasında dinleyiciler ve sunucular arasında mevcut olan büyülü ilişkiden kaynaklanıyor.

Bu dünyada hayal gücünüzü kullanabilir, kişisel gizliliğinizi koruyabilir, programa kimliğinizi açıklamadan katılabilir, müzik, güncel haber ve diğer yararlı bilgileri nerede olursanız olun dinleyebilirsiniz. Radyonun bu çok yönlü eşsiz doğası, mutfakta yemek yaparken, banyodayken, koşarken, araba kullanırken, okurken veya yemek yerken radyo dinlememize olanak sağlıyor. Daha fazla değer katılan dijital hizmetler radyo programlarına sadece takviyede bulunuyor ve tamamlayıcı bir özellik taşıyor. Yayıncılar dijital zorluklar için hazırlık yapacaklar ve zamanla hizmetlerini geliştireceklerdir. Yalnız, içeriğin hala en önemli faktör olduğunu hiçbir zaman unutmamalılar.

Deniz Gökçe Akşam