Uydumarket Banner  

Gösterilen Mesajlar: 15 mesajdan 1 ile 15 arası

Konu: Vermeyİnce Mabud, Neylesİn Sultan Mahmut

  1. #1
    Honorary Moderator
    Giriş Tarihi
    12-11-2003
    Mekan
    34 İstanbul
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3,389
    Üye No
    6

    Vermeyİnce Mabud, Neylesİn Sultan Mahmut



    Merhaba ,


    Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.

    Tıkandı Baba, çay getir
    Tıkandı Baba, nargile getir. Vb
    Bu durum Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş.
    " Hele Baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi ? demiş " ihtiyara ...
    Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.Anlat Baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi Sultan.Tıkandı Baba da peki deyip başlamış anlatmaya;

    Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. " Benimki de onlarınki kadar aksın " diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden " Onlarınki kadar akmasada olur, yeter ki eskisi kadar aksın" dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık, dedi. O gün bu gün adım " Tıkandı Baba " ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdide burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz.

    Tıkandı baba'nın anlattıkları Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş. Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına ; " Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz. " der.

    Sultan Mahmut'un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba'ya baklavaları vermişler. Tıkandı Baba baklavayı almış , bakmış baklava nefis. " Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim" diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken "Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim" demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya " Taze baklava, güzel baklava ! " Bu esnada oradan geçen bir Yahudi baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı Baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, diğer dilim diğer dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın. Ertesi akşam Yahudi acaba yine gelirmi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi hiçbir şey olmamış gibi " Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım," demiş. Tıkandı Baba da " Peki " , demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı Babaya her akşam baklavalar gelmiş ve Yahudi de her akşam Tıkandı Baba'dan baklavaları satın almış. Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut ; " Bizim Tıkandı Baba'ya bir bakalım " , deyip Tıkandı Baba'nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı Baba eskisi gibi darmadağın. Sultan; " Tıkandı baba sana baklavalar gelmedi mi ? " demiş." Tıkandı Baba geldi Sultanım " demiş. Sultan , " Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı? "deyince ,
    " Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağolasınız, duacınızım. "
    Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.
    " Anlaşıldı Tıkandı Baba anlaşıldı, hadi benle gel " , deyip almış ve Devletin hazine odasına götürmüş.
    Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir, demiş. Tıkandı Baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek. Sultan demiş;

    " Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş " ve askerlerden birini çağırmış ve :

    " Alın bu adamı Üsküdar'ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin demiş." Padişahın adamları " peki Sultanım " deyip adamı alıp Üsküdar'a götürmüşler.

    Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler. Baba, Niçin, demiş. Askerler , Hele sen bir beğen bakalım demişler. Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline ve ne olacak şimdi, demiş ? Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı.demiş askerin biri. Adam taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu Padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş;



    " VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT "

    Çeşmenizin suyu bol olsun.

    Saygılarımla...

  2. #2
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    16-12-2003
    Mekan
    17 Çanakkale
    Yaş
    48
    Mesajlar
    5,824
    Kan Grubu
    A Rh ( - )
    Üye No
    26

    Hehehhe harika yahuuu :)

  3. #3
    Honorary Moderator
    Giriş Tarihi
    12-11-2003
    Yaş
    58
    Mesajlar
    3,302
    Kan Grubu
    0 Rh ( - )
    Üye No
    7

  4. #4
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    24-01-2004
    Mekan
    Türkiye Dışı / Other Country
    Mesajlar
    1,015
    Üye No
    729

    her şey nasip hakikaten...

    sağolasın

    bunlar bizlere ders alınacak konular

  5. #5
    Average Member
    Giriş Tarihi
    25-01-2004
    Mekan
    34 İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    291
    Kan Grubu
    A Rh ( + )
    Üye No
    762

    cidden nasip kısmet meselesi zorla olmuyor bu işler

  6. #6
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    25-01-2004
    Mekan
    01 Adana
    Yaş
    39
    Mesajlar
    1,694
    Kan Grubu
    0 Rh ( + )
    Üye No
    824

    çok güzül savage abi;)

  7. #7
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    16-12-2003
    Mekan
    14 Bolu
    Mesajlar
    6,285
    Kan Grubu
    A Rh ( - )
    Üye No
    77

    Ne demiş atalarımız Nasipse gelir bağdat yemenden nasip değilse ne gelir elden.

    Yine Padişahlardan 4.ncü Murad içkiyi yasaklamış. Bir bakmış uşaklarından biri saklı saklı
    içki içiyor. Hemen elini kaldır demiş. Uşak sağ elindeki şişeyi arkasına saklamış. Sadece sol elini kaldırmış. 4.ncü Murad sağ elini kaldır demiş. Uşak şişeyi öbür eline almış. Arka tarafına saklayarak öbür elini kaldırmış. 4.ncü Murad her iki elini kaldır demiş. Uşakta duvara doğru yaslanmış. Şişeyide duvara dayamış, ve iki elini kaldırmış. Padişah 4.ncü Murad şimdi iki elin havada bana doğru gel demiş. Uşakda oynama Murad şişeyi kırarsın.

  8. #8
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    05-01-2005
    Mekan
    34 İstanbul
    Yaş
    46
    Mesajlar
    2,750
    Kan Grubu
    A Rh ( - )
    Üye No
    59388

    Hem Padişahın İşi Ne.......

    Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir
    şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü
    deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar :
    - Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?
    - Akşam garip bir rüya gördüm.
    - Hayırdır inşallah?..
    - Hayır mı şer mi öğreneceğiz.
    - Nasıl yani?
    - Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.
    Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah
    hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri,
    kararlı adımlarla Beyazıt'a çıkar, döner Vefa'ya,Zeyrek'ten
    aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir
    dikkatle bakınır. işte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine
    batar. Sorarlar;
    - Kimdir bu? Ahali:
    - Aman hocam hiç bulaşma, derler. Ayyaşın meyhuşun biri
    işte!..
    - Nerden biliyorsunuz?
    - Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz.
    Bir başkası tafsilata girer;
    - Biliyor musunuz, der. Aslında iyi sanatkardır. Azaplar
    Çarşısı'nda çalışır. Nalının hasını yapar... Ancak kazandıklarını
    içkiye, fuhuşa nerde namlı harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine,
    hem de mimli kadın varsa takar peşine
    Hele yaşlının biri çok öfkelidir.
    - isterseniz komşulara sorun, der. Sorun bakalım onu bir
    cemaatte gören olmuş mu?..
    Hasılı, mahalleli döner ardını gider. Bizim tebdili kıyafet
    mollalar kalırlar mı ortada!..Tam vezir de toparlanıyordur ki
    padişah yolunu keser:
    - Nereye?
    - Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.
    - Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem...Ama biz
    gidemeyiz,şöyle veya böyle tebamızdır. Defini tamamlamak gerek.
    - iyi ya, saraydan birkaç hoca yollar kurtuluruz vebalden.
    - Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.
    Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?
    - Mollalığa devam... Naaşı kaldırmalıyız en azından.
    - Aman efendim, nasıl kaldırırız?
    - Basbayağı kaldırırız işte.
    - Yapmayın etmeyin sultanım, bunun yıkanması paklanması var.
    Tekfini,telkini... Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane
    bulmalıyız.
    - şurada bir mahalle mescidi var ama...
    - Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?
    - Ne bileyim, Ayasofya'dan Süleymaniye'den, en azından Fatih
    Camii'nden..
    - Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkanı çoktur. Tanınmak
    istemem.Ama Fatih Camii'ni iyi dedin. Hadi yüklenelim...
    Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşturur, kefen tabut
    bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa... Usulü erkanınca bir
    güzel yıkarlar ki naaş ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur
    aydınlanır alnında. Yüzü sâkilere benzemez. Hem manâlı bir tebessüm
    okunur dudaklarında.... Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin
    de keza... Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına
    yatırırlar. Ama namaz vaktine hayli vardır daha... Bir ara vezir
    sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.
    - Sultanım, der. Yanlış yapıyoruz galiba...
    - Nasıl yani?..
    - Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik
    cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?..
    - Doğru, öyle ya, neyse... Sen başını bekle, ben mahalleyi
    dolanıp geleyim.
    Vezir cüzüne, tespihine döner, padişah garip maceranın
    başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalıncının evini
    bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki
    bu vefatı bekler gibidir.
    - Hakkını helal et evladım, der. Belli ki çok yorulmuşsun.
    Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar. şakaklarına dayar... Ağlar
    mi? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra
    silkinip çıkar hayal dünyasından...
    - Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir... Bizim
    efendi bir âlemdi, vesselam... Akşamlara kadar nalın yapar... Ama
    birinin elinde şarap şişesi görmesin;elindekini avucundakini verir
    satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya!..
    - Niye?
    - Ümmeti Muhammed içmesin diye...
    - Hayret...
    - Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben
    sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi. Öyleyse şimdi
    dinleseniz gerek... O çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım
    onlara...Mızraklı ilmihal.Hücceti İslam okurdum...
    - Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki...
    - Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak
    mescitlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi.
    Tekbir alırken Kabe'yi görmeli...
    - Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?
    - işte bu yüzden Nişanci'ya, Sofulara uzanırdı ya... Hatta bir
    gün;
    - Bakasın efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama
    komşular kötü belleyecek. inan cenazen kalacak ortada...
    - Doğru, öyle ya?..
    - Kimseye zahmetim olmasın, deyip mezarını kendi kazdı
    bahçeye. Ama ben üsteledim. iş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim
    yıkasın, kim kaldırsın?
    - Peki o ne dedi?
    - Önce uzun uzun güldü, sonra;
    - Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?
    Allahü tealinin öyle kulları vardır ki, halk onları bilmez.
    Hoş, bazen kendileri de makamlarının farkında değillerdir. Hulus-u
    kalp ile boyun büker ümmeti Muhammet'e,halifeyi müslimine dua
    ederler. Samimi niyazları ile zırh olurlar sultana... Bir seher
    vakti gözyaşı ile yapılan dua, binlerce topun yapamadığını yapar.
    Kralları yıkar, kaleleri parçalar.
    İşte NALINCI BABA o adsız sansız Allah dostlarından biridir.
    Asıl adı Muhammed Mimi Efendidir. Bergamalıdır. 1592 yılında vefat
    etti. Cenaze hizmetlerini bizzat padişah gördü. Ve mübareği evine
    defnetti.
    Kabri üzerine bir kubbe, içine bir çeşme koydurdu. Dahası bir
    tekke ile yaşattı adını. Türbesi Unkapanı'nda,Cibali Tütün
    Fabrikası'nın arkasında, Harabzade Camii karşısındadır...... :wave:

  9. #9
    Average Member
    Giriş Tarihi
    03-01-2005
    Mekan
    34 İstanbul
    Yaş
    51
    Mesajlar
    293
    Kan Grubu
    A Rh ( + )
    Üye No
    58795

    Albay c
    Gözlerinden öpüyorum.Almak isteyene güzel dersler var.

  10. #10
    Moderator
    Giriş Tarihi
    22-01-2004
    Mekan
    34 İstanbul
    Yaş
    60
    Mesajlar
    23,922
    Üye No
    149

    Çok Güzel Hikaye imiş.....:)

  11. #11
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    08-11-2004
    Mekan
    07 Antalya
    Mesajlar
    12,886
    Kan Grubu
    A Rh ( + )
    Üye No
    39049

    dostlar çok güzel hikayeler ellerinize saglık..
    savage arkadaşım senin yazdıgın hikayeyi daha once ekmek teknesindeki heredot cevdetten dinlemiştim ve hoşuma gitmişti.saygılar...

  12. #12
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    15-02-2005
    Mekan
    34 İstanbul
    Mesajlar
    6,320
    Üye No
    73645

    hepsi çok güzel

    paylaşım için hepinize teşekkürler


    :lovely: :lovely: :lovely: :lovely: :lovely: :lovely: :lovely:

  13. #13
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    26-01-2005
    Mekan
    10 Balıkesir
    Yaş
    41
    Mesajlar
    2,425
    Kan Grubu
    B Rh ( + )
    Üye No
    66290

    baba cok güsel bende ekmek teknesinin herdotundan dinlemiştim ama buda tekrarı oldu eline saglık hocam

  14. #14
    Advanced Member
    Giriş Tarihi
    01-11-2004
    Mekan
    80 Osmaniye
    Yaş
    35
    Mesajlar
    2,690
    Kan Grubu
    0 Rh ( + )
    Üye No
    37353

    hikayeler için teşekkürler cidden güzel

  15. #15
    Vip
    Giriş Tarihi
    07-05-2004
    Mekan
    34 İstanbul
    Mesajlar
    2,361
    Üye No
    13315

    Nasipte bir şey yoksa, zorlamanın da alemi yok..


Gönderme Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konuda cevap yazamazsınız
  • Eklenti yapamazsınız
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  
  • BB Kodları Açık
  • Smiley'ler Açık
  • Resim Kodları Açık
  • Video Kodları Açık
  • HTML Kodları Kapalı